Başarı

İnsanlar Hedeflerine Neden Ulaşamazlar?

Eylül 26, 2011

İnsanlar Hedeflerine Neden Ulaşamazlar? mill  76134 zoom

Geçenlerde şöyle bir soruyla karşılaştım: “Hedefim belirlendikten, adımlarım sıralandıktan, motivasyonum açıkça tanımlandıktan sonra kendimi ‘durdurulmuş’ ve hedefim doğrultusunda adım atamaz halde bulursam ne yapmalıyım?”

Bu, pek çok insanın hedeflerine ulaşma yolunda karşılaştığı ortak bir sorundur. Neyse ki basit bir çözümü vardır. Donald Trump, “How To Get Rich” (Nasıl Zengin Olunur) adlı kitabında “Sahip olabileceğiniz en önemli şey hareket gücüdür” diyor. Trump bunu iş dünyası için söylemiş olsa da, aynı kural hayatta başarmak istediğimiz her şey için geçerlidir.

Hedefi oluşturduğunuz ilk anlara dönün. Motive olmuştunuz ve bu, yapbozun bir parçasıydı. Ne var ki motivasyon, düşünceyle başlar. Döngü şöyledir.

Düşünceler: Yaptığımız HER ŞEYE bir düşünceyle başlarız. Ortak bir görev ya da büyük bir hedef olması fark etmez. Yaptığımız her şey düşüncelerimizle başlar.

Duygular: Düşüncelerimiz, sahip olduğumuz duyguları yaratır. Dolayısıyla “Bunu yapabilirim” diye düşünüyorsak, bizi ileriye götürecek bir eylemde bulunuruz. Ne var ki, düşüncelerimiz olumsuz bir his yarattığında da mekanizma aynı şekilde işleyecektir.

Eylemler:Duygularımız eylemleri üretir. Eylemler, YÜRÜ eylemleri ya da DUR eylemleri olabilir. “Yürü” eylemleri, zayıf da olsa hareket gücünü oluşturan eylemlerdir. “Dur” eylemleri, hareket gücünü yavaşlatan olumsuz eylemlerdir.

Sonuçlar: Eylemler sonuçları yaratır. Ya sizi hedefinize yaklaştıracak ya da sizi hedefinizden uzaklaştıracak şekilde sonuçlanan bir eylemde bulunursunuz.

Ne demek istediğimi görebilmeniz için konuya görsel açıdan bakalım. Büyük bir lokomotifli tren hayal edin. Kömürle çalışan, büyük motorların çektiği o eski tip devasa trenlerden. Hedefiniz BÜYÜKSE, trende çok sayıda vagon bulunmalıdır. Eklenen vagon sayısı arttıkça (hedef büyüdükçe), hareket gücünü oluşturmak da uzun sürecektir. Upuzun bir vagon serisi düşünün. Tren hareket ettiğinde ne olur? Kalkmak için bariz bir çaba gösterecektir; ama gerçekte olup biten, bir duman bulutu, biraz gürültü ve belki motorun hafifçe ilerlemesidir. Bir bulut daha, biraz daha hareket ve bu böyle sürüp gider. Trenin herhangi bir hareket tipini tutturması uzun zaman alır. Hatta tren bir daha hiç hareket edemeyecekmiş gibi görünebilir.

Şimdi de aynı motor tek bir vagona bağlandığında ne olacağını hayal edelim. Görsel fikir, her adımın bir vagonu oluşturmasıdır. Motor çalışırsa, ilk duman bulutu anlık ve bariz bir devinim yaratır. Bir sonraki bulut hareketi başlatır ve tren kendi yolunda kolayca ilerler. Bu trene birdenbire bir başka vagon eklenirse, ağırlığı hissedebilir; ama hareket gücü yoluna devam etmesini sağlar ve çok geçmeden pat pat ederek hareketini sürdürür. Şimdi arkasında DAHA ÇOK hareket gücü vardır; çünkü daha fazla ağırlık taşımaktadır! Hareket halindeyken bir vagon daha eklendiğinde, trenin halihazırda kazandığı devinimden dolayı hareket gücü daha da artar.

İnsanlar, çoğu kez “ölçülebilir ve elde edilebilir” adımlar olarak düşündükleri parçalara bölmüş olsalar da hedeflerine bir bütün olarak bakarlar. Hedef belirlemek bizi motive ettiğine göre, hızla ulaşabileceğimiz hedefler belirlememiz gerekir. Büyük bir hedefe ulaşmak, bir dizi küçük hedefe ulaşmaktan daha farklı bir olgu değildir.

Genellikle evini temizlemek isteyen insanlar bütün resme bakarlar. Bu hedef, yüzlerce vagonu olan KOCAMAN bir lokomotif gibi görünür. İlk başta hareket zayıftır ve biz insan olduğumuzdan, bu düşünce hızla “Bunu yapabilirim”e dönüşür, bir umut ve ilham hissi yaratılır, daha sonra temizleme eylemi başlatılır. Bu, iyi birşeydir. Ne var ki, sürekli olarak kafamızın içindeki sesle ilgilendiğimizden, geri çekilip eve tekrar baktığımızda, “Bunu asla yapamayacağım” düşüncesiyle karşılaşabiliriz. Bu ise umutsuzluk hissi yaratır ve koltuğa oturup “her şeyin ilk haline dönmesi” sonucunu yaratabilir…

Tren benzetmesini kullanarak duruma yeniden bakalım. Aynı kişi “evi temizlemek” hedefi yerine “lavabodaki tabakları yıkamak ve kaldırmak” hedefini koysaydı ne olurdu? Evi temizlemek hedefse tabakları yıkamak adımlardan biridir diye düşünebilirsiniz. Kesinlikle haklısınız. Hedefiniz evi temizlemekse ve bu hedefin yükünü taşıyorsanız, hedefin ağırlığı başta çok büyük görünebilir. Büyük bir hedefiniz varsa, çok fazla yük taşıyorsunuzdur.

“Evi temizleme” hedefi olan ve bu hedefin ağır yükünü taşıyan biri, başta olumlu düşünceler taşısa da, hedefin ağırlığı nedeniyle tam tersi düşüncelere kapılabilir. Bu kişi, “Tabakları yıka ve kaldır” şeklinde bir hedef belirlerse kendini daha iyi hissedecektir. Çok fazla işle kendine yüklenmek, çoğu insan için bir tür paraliz yaratır.

Çok fazla adımın olduğu BÜYÜK hedefler belirlemektense, ULAŞILABİLİR hedefler belirlemek ve bu hedefe hızla ulaşmak daha iyidir. Daha sonra bir başka ulaşılabilir hedef belirlemek ve bunu başarmak, büyük bir hedefe ulaşmak için adımları belirlemek… Kazandığınız başarılardan ötürü kendinizi ÖDÜLLENDİRMEYİ unutmayın. Hedeflerinize ulaşırsanız, bunu kutlayın!

Bazen bir treni çekmek için tek motor yetmez. Tek motorda yeterli güç yoktur ve treni hareket ettirmek için daha çok motor kullanılır. Hedefiniz çok büyükse, bunu tek başınıza yapamazsınız. Bu noktada, yalnızca iki seçeneğiniz vardır. Daha fazla motor eklemek (yardım istemek) ya da hedefi ulaşılabilir hedeflere bölmek ve daha büyük olan hedefin ağırlığını hafifletmek.

Daha küçük hedeflerle hareket gücü oluşturmak ve yol boyunca başka hedefler belirlemek daha iyidir. Başarı kazanmanıza izin verin. Bu başarıyı kutlayın ve bu histen keyif alın. Unutmayın, harika bir hayat için yapmanız gereken tek şey harika bir gün geçirmeyi öğrenmek ve bunu defalarca yapmaktır. Öyleyse, bir hedefi tam olarak başarmayı öğrenin ve bunu defalarca tekrar edin.

Dr. C. Thomas Anderson

You Might Also Like