<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Aşkın Yıldız &#187; Pazarlama</title>
	<atom:link href="http://www.askinyildiz.com/pazarlama/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.askinyildiz.com</link>
	<description>Problemlerde değil, çözümlerde yaşayın.</description>
	<lastBuildDate>Tue, 03 Jan 2012 14:27:55 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3</generator>
		<item>
		<title>Yatırım Almadan İşe Başlamak İçin 10 İpucu</title>
		<link>http://www.askinyildiz.com/yatirim-almadan-ise-baslamak-icin-10-ipucu/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=yatirim-almadan-ise-baslamak-icin-10-ipucu</link>
		<comments>http://www.askinyildiz.com/yatirim-almadan-ise-baslamak-icin-10-ipucu/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 May 2011 05:35:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Başarı]]></category>
		<category><![CDATA[Finansal Zeka]]></category>
		<category><![CDATA[Pazarlama]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.askinyildiz.com/?p=557</guid>
		<description><![CDATA[Muhteşem bir iş fikriniz olabilir ama bu fikri hayata geçirmek için gerekli finansmana sahip olmayabilirsiniz. Bu senaryoyla her gün internet girişimleri ile ilgili yeni başarı hikayeleri duyduğumuz son yıllarda çok daha sık karşılaşıyoruz. İlk akla gelen düşünce muhteşem fikrinize ortak olmak için size finansman sağlayacak bir yatırımcı bulmak, ama ne yazık ki bu her zaman [...]<p>Bu yazı <a href="http://www.askinyildiz.com/yatirim-almadan-ise-baslamak-icin-10-ipucu/">Yatırım Almadan İşe Başlamak İçin 10 İpucu</a> Aşkın Yıldız tarafından yazılmış olup: <a href="http://www.askinyildiz.com">Aşkın Yıldız'ın Kişisel Bloğunda</a> yayınlanmıştır.</p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-thumbnail wp-image-558" title="yatirim-almadan-ise-baslamak-icin-10-ipucu" src="http://www.askinyildiz.com/wp-content/uploads/2011/05/yatirim-almadan-ise-baslamak-icin-10-ipucu-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></p>
<p>Muhteşem bir iş fikriniz olabilir ama bu fikri hayata geçirmek için  gerekli finansmana sahip olmayabilirsiniz. Bu senaryoyla her gün  internet girişimleri ile ilgili yeni başarı hikayeleri duyduğumuz son  yıllarda çok daha sık karşılaşıyoruz. İlk akla gelen düşünce muhteşem  fikrinize ortak olmak için size finansman sağlayacak bir yatırımcı  bulmak, ama ne yazık ki bu her zaman gerçekleşmeyebilir. <span id="more-557"></span>Her şeyden önce  yatırımcıların en sevmediği şey kağıt üzerindeki bir fikre yatırım  yapmak. Yatırım almak istiyorsanız önce işinizi hayata geçirmelisiniz.  Çünkü yatırımcılar aslında sadece bir işe değil o işi yürütecek ekibe de  yatırım yapıyorlar ve sizin bu iş için doğru kişi olduğunuzu ancak o  işi yaparak kanıtlayabilirsiniz.</p>
<p>Yatırım veya ciddi bir finansman  desteği olmadan işe başlamanın imkansız olduğunu söyleyenler olabilir  ama tarihte bunun aksi defalarca ispatlandı. Sizin işiniz neden ileride  örnek gösterilenlerden biri olmasın?</p>
<p>Girişimciliğin gerçek formu  olan parasız işe başlamakla ilgili pek çok şey söylenebilir, ben 10  tanesini bir araya topladım. Özellikle bu yoldan geçmiş girişimcilerden  biriyseniz, kendi tecrübelerinizi yorumlarda paylaşarak siz de bu  listeye katkıda bulunabilirsiniz…</p>
<p><strong>1- Eksiksiz Bir Plan Yapın</strong></p>
<p>İş  planı yapmanın önemini zaten biliyorsunuzdur ama eğer parasız veya çok  ufak bir finansmanla işe gireceksiniz iş planının önemi daha da artıyor.  Sınırlı sermaye sürprizlere yer kalmayacak kadar dar bir alanda hareket  etmenize neden olacaktır, o yüzden en baştan olası her senaryoya hazır  olmalısınız. Üstelik her iş, parasız başlamaya uygun olmayabilir. Sizin  iş fikrinizin sınırlı kaynakla gerçekleştirilebileceğinizden emin  olmalısınız.</p>
<p><strong>2- Elinizdekileri Kullanın</strong></p>
<p>Evinizde  bir bilgisayar, bir yazıcı, bir tomar kağıt ve üçlü priz varsa işe  başlamak için yeterli olabilir. İşe başlamak için ihtiyaç duyduğunuz ve  duyacağınız tüm ekipmanların bir listesini yapın ve bunların ne kadarını  kendi evinizden veya yakınlarınızdan temin edebileceğinizi araştırın.  Bu işi yapmak için hemen bir ofise ihtiyacınız var mı? Yıllarca evden  çalışmış biri olarak özellikle internet projelerinde evden çalışmanın da  mümkün olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Bunun için tek ihtiyacınız  olan sıkı bir öz disiplin…</p>
<p>Kaynaklar sadece fiziksel materyaller  olmak zorunda da değil. İşin henüz başındaysanız muhtemelen çevreniz de  yeterince geniş değildir. En yakınınızda olanlardan başlayın. Aileniz ve  arkadaşlarınıza ya da onların yakın çevrelerine tanıtımınız yapın ve  işinizi duyurmaları için onlardan yardım isteyin. İdeal durum bu  olmayabilir ama daha başlangıçta işe hız kazandırmaya faydası olacaktır.</p>
<p><strong><a href="http://www.webrazzi.com/wp-content/uploads/2011/05/yatirim-almadan-ise-baslamak-icin-10-ipucu-2.jpg"><img title="Yatırım Almadan İşe Başlamak İçin 10 İpucu" src="http://www.webrazzi.com/wp-content/uploads/2011/05/yatirim-almadan-ise-baslamak-icin-10-ipucu-2-225x150.jpg" alt="" width="225" height="150" /></a>3- Bedavaları Bulun</strong></p>
<p>Özellikle  yazılım konusunda bugün artık hemen her türlü uygulamanın ücretsiz bir  alternatifi var. Bunların bazılarında paralı seçenekler kadar gelişmiş  özellikler bulunmuyor olabilir ama ihtiyaçlarınızın büyük kısmını  karşılayacaktır. Ayrıca bu yazılımların pek çoğunda ücretini  karşılayabilecek duruma geldiğinizde geçiş yapabileceğiniz ve o eksik  kalan gelişmiş özelliklere sahip sürümler de bulunur. Reklam desteği  sayesinde ücretsiz olan uygulamaları araştırın. Emin olun ufak bir  araştırmayla ihtiyaç duyacağınız pek çok yazılımın ücretsiz en az bir  alternatifini bulacaksınız.</p>
<p><strong>4- Satın Almayın, Kiralayın </strong></p>
<p>Fakat  yine de bedavayı bulmak her zaman mümkün olmayabilir. Özellikle de söz  konusu fiziksel malzemeler olduğunda… Ama yine de satın almak tek  seçeneğiz değil. Eğer mümkünse kiralayın. Böylece başlangıçta toplu bir  ödeme yapmak yerine, işinizi büyütünceye kadar düşük harcama yaparak  ihtiyaçlarınızı karşılayabilirsiniz.</p>
<p>Eğer ihtiyaç duyduğunuz araç gereçler hem pahallı, hem de uzun süreli kullanıma uygunsa <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Finansal_kiralama">leasing</a> yapın.</p>
<p><strong>5- Hızlı hareket edin, Para Akışı Sağlamaya Odaklanın</strong></p>
<p>Bundan bir süre önce yayınladığımız <a href="http://www.webrazzi.com/2011/05/07/startup-anatomisi-infografik/">ilginç bir infografik</a>‘te  yeni kurulan teknoloji şirketlerinin %45′inin 6. aya ulaşmadan  kapandığına yer verilmişti. Bunun temel sebebi 6. ayda paraların suyunu  çekmesi. Bundan çıkartılacak ders ise hızlı olmak. Ürününüzü mümkün olan  en hızlı şekilde piyasaya sürün. Gereksiz detaylar ve geliştirmelerle  uğraşmayın. Bu aşamada “mükemmeliyetçilik” en büyük düşmanınız. Eğer  ürününüz ilk hazır olduğunda “bu haliyle kimse satın almaz” diyorsanız, o  halini ücretsiz sürüm olarak sunun ve hemen ücretli sürümü hazırlamaya  odaklanın.</p>
<p>6. ayı görebilmek için 6 aydan önce para kazanmaya  başlamış olmanız gerekiyor. Ürününüzü hak ettiği değerden daha ucuza  satmak için bu ilk 6 aydan daha uygun bir zaman yok. Gerekiyorsa ürün  satışına %50 indirimler başlayın ve para akışı sağlayın. Bir tavsiye  sistemi kurun ve ürününüzü sizin yerinize duyurarak satışını  sağlayanlara karşı cömert olun.</p>
<p><strong>6- Büyümeyi Kontrol Altında Tutun</strong></p>
<p><a href="http://www.webrazzi.com/wp-content/uploads/2011/05/yatirim-almadan-ise-baslamak-icin-10-ipucu-3.jpg"><img title="Yatırım Almadan İşe Başlamak İçin 10 İpucu" src="http://www.webrazzi.com/wp-content/uploads/2011/05/yatirim-almadan-ise-baslamak-icin-10-ipucu-3-225x168.jpg" alt="" width="225" height="168" /></a>Parasız  işe başlamak, bir süre hassas mali dengelerle yola devam etmek anlamına  gelir. Büyümek her ne kadar çok cazip görünse de her zaman en iyi durum  olmayabilir. Büyümeyi kontrol altında tutmaya çalışın. Gerekiyorsa  belli bir noktada, bir süre satışı durdurun ve var olan müşterilere  odaklanın. Büyümenin gelir artışı yanı sıra çoğu zaman masrafların da  yükselmesine neden olabileceğini unutmayın.</p>
<p><strong>7- Kaynakları Paylaşın</strong></p>
<p>Evden  çalışmak mümkün değilse veya evden çıkmak zorunda kalırsanız tek  başınıza bir ofis tutmak yerine, mümkünse ofisi paylaşabileceğiniz  birilerini bulun. Böylece önemli gider kalemlerinden birinin yükünü  azaltmış olursunuz. Ayrıca ofis paylaşımı, eleman paylaşımına da yol  açabilir. İlk etapta tam zamanlı bir sekreter yerine, vaktinin bir  kısmını size ayıran bir sekreter işinizi görmez mi?</p>
<p>Kaynaklarını  paylaşmanın diğer bir yolu da barter, yani takas yapmak. Sunduğunuz  servis veya ürünün karşılığında ihtiyaç duyduğunuz başka bir şeyi size  sağlayacak birileri olabilir mi? Bu sayede örneğin tanıtımızı düşük  maliyetle gerçekleştirebilir, kırtasiye masraflarınızı azaltabilir veya  ulaşımınızı bedavaya yakın bir seviyeye çekebilirsiniz.</p>
<p><strong>8- Ek Gelir Üretin</strong></p>
<p>6.  aydan sonrasını görebilmek için birinci koşul sağlıklı bir para akışı  sağlamak ama bunu sadece yeni işinizle yapmak zorunda değilsiniz.  Örneğin internet üzerinde iş yapan pek çok firma başlangıçta müşterilere  web sitesi yaparak ek gelir elde etmeyi deniyor. Ana işiniz bu olmasa  da, asıl işinizi tek başına ayakta kalabilecek hale getirene kadar bu  tip yan işlerden gelir elde etmeyi deneyebilirsiniz. Bir işe  girişiyorsanız muhtemelen konunuza son derece hakim olmalısınız. O zaman  bu konuyla ilgili danışmanlık vermek çok iyi bir fikir olabilir.</p>
<p>Eğer  işinizi hayata geçirmeye karar verdiğiniz sırada bir yerde  çalışıyorsanız mutlaka hemen istifanızı vermek zorunda değilsiniz. Boş  vakitlerinizi değerlendirerek başlayın, zaman planı yapın ve kendi  işinize tüm zamanınızı ayırmak için en uygun zamanı belirleyin.</p>
<p>Ayrıca teşvik ve destekleri gözden kaçırmayın. Eğer daha önce okumadıysanız, <a href="http://twitter.com/#%21/ekimnazimkaya">Ekim Nazım Kaya</a>‘nın bu konuyla ilgili son derece faydalı <a href="http://www.webrazzi.com/2010/12/13/girisimcilere-destek-tesviklerden-faydalanma-onerileri/">şu yazısına</a> mutlaka göz atın.</p>
<p><strong>9- Parayı Akıllıca Kullanın</strong></p>
<p><a href="http://www.webrazzi.com/wp-content/uploads/2011/05/yatirim-almadan-ise-baslamak-icin-10-ipucu-4.jpg"><img title="Yatırım Almadan İşe Başlamak İçin 10 İpucu" src="http://www.webrazzi.com/wp-content/uploads/2011/05/yatirim-almadan-ise-baslamak-icin-10-ipucu-4-225x148.jpg" alt="" width="225" height="148" /></a>Cebinizdeki  her kuruş son derece önemli. Düşük sermayeli işinizde ufak bir yanlış  harcama her şeyin berbat olmasına neden olabilir. O yüzden parayı akıllı  harcamaya çalışın. Örneğin şirket kuruluşu (özellikle de sermaye  şirketlerinin kuruluşu) maliyetli bir işlemdir. Şirketi fatura  keseceğiniz zaman kurun, bu sayede düzenli pek çok ödemeyi de fatura  kesmeye yani para kazanmaya başladığınız zaman başlatmış olursunuz. Eğer  işiniz imkan veriyorsa kurulumu çok daha kolay ve ucuz olan şahıs  işletmesi ile işe başlayın. (<em>Not:  Bu konuda farklı görüşler veya özel durumlar olabilir. Bu anlamda kendi  tecrübelerime göre aktardığım bu değerlendirmeyi de dikkate alarak, son  kararı mali müşavirinizin yönlendirmesiyle vermek çok daha sağlıklı  olacaktır. Özel durumlara bir örnek olarak yazının <a href="http://www.webrazzi.com/2011/05/15/yatirim-almadan-ise-baslamak-icin-10-ipucu/#comments">alt bölümünde yer alan</a> “amarat” rumuzlu okurumuzun yorumunu okumanızı tavsiye ederim</em>)</p>
<p>Muhasebecinizin  ne kadar önemli olduğunu unutmayın. Mümkünse burada biraz paraya kıyıp  gerçekten güvenebileceğiniz bir muhasebeci ile çalışın. Eğer finans ve  muhasebe konularında uzman değilseniz, işin en riskli olan bu kısmında  sizi en doğru şekilde yönlendireceğine güveneceğiniz bir muhasebeciniz  işinizin kaderini değiştirebilir.</p>
<p><strong>10- Günde 25 saat çalışın</strong></p>
<p>Eğer  başlangıç sermayenizi arttırmıyorsanız dayanacak süreyi uzatın. Günde 8  saat çalışmak genel bir standart olabilir ama sizin için durum çok  farklı. Kendi çalışma saatlerinizi arttırmak tek başına yeterli  olmayabilir. Çalışan elemanlarınız varsa çift vardiyaya geçmeyi  değerlendirin.</p>
<p><strong>Bonus – Pazarlamada Ustalaşın </strong></p>
<p>Eninde  sonunda konu pazarlama ve satışa geliyor ve ne yazık ki bu en yüksek  maliyetli alanlardan biri. İşinizi sizden daha iyi kimse bilemeyeceği  için, onu anlatmak konusunda kendinizi geliştirmeniz her şeyi  değiştirebilir. Ücretsiz pazarlama kanallarında ustalaşın. Sosyal  medyayı nasıl etkili kullanabileceğinizi öğrenin. Arama motoru  optimizasyonuna hakim olun. Ve belki de en önemlisi sunum yapma  konusunda bir uzman olun…</p>
<p><em>Kaynak:<a href="http://www.webrazzi.com/2011/05/15/yatirim-almadan-ise-baslamak-icin-10-ipucu">Webrazzi</a></em></p>
<p>Bu yazı <a href="http://www.askinyildiz.com/yatirim-almadan-ise-baslamak-icin-10-ipucu/">Yatırım Almadan İşe Başlamak İçin 10 İpucu</a> Aşkın Yıldız tarafından yazılmış olup: <a href="http://www.askinyildiz.com">Aşkın Yıldız'ın Kişisel Bloğunda</a> yayınlanmıştır.</p>
<h4>İlgili Etiketler:</h4><ul><li><a href="http://www.askinyildiz.com/yatirim-almadan-ise-baslamak-icin-10-ipucu/" title="8 adımda pazarlama planı">8 adımda pazarlama planı</a></li><li><a href="http://www.askinyildiz.com/yatirim-almadan-ise-baslamak-icin-10-ipucu/" title="marka olmak">marka olmak</a></li><li><a href="http://www.askinyildiz.com/yatirim-almadan-ise-baslamak-icin-10-ipucu/" title="pazarlama planı örneği">pazarlama planı örneği</a></li><li><a href="http://www.askinyildiz.com/yatirim-almadan-ise-baslamak-icin-10-ipucu/" title="pazarlama planlaması örneği">pazarlama planlaması örneği</a></li><li><a href="http://www.askinyildiz.com/yatirim-almadan-ise-baslamak-icin-10-ipucu/" title="sekiz adımda pazarlama planı">sekiz adımda pazarlama planı</a></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.askinyildiz.com/yatirim-almadan-ise-baslamak-icin-10-ipucu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir Günde ve Yedi Adımda Pazarlama Planı</title>
		<link>http://www.askinyildiz.com/bir-gunde-ve-yedi-adimda-pazarlama-plani/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=bir-gunde-ve-yedi-adimda-pazarlama-plani</link>
		<comments>http://www.askinyildiz.com/bir-gunde-ve-yedi-adimda-pazarlama-plani/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 11 May 2011 13:23:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Başarı]]></category>
		<category><![CDATA[Finansal Zeka]]></category>
		<category><![CDATA[Pazarlama]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.askinyildiz.com/?p=549</guid>
		<description><![CDATA[Etkili bir pazarlama planı yapmak için kırk fırın ekmek yemeniz gerekmez. Aslında, küçük boy işletmeniz için yalnızca bir günde başarılı bir plan yaratabilirsiniz. Başlarken üslup ya da planın mükemmelliği hakkında endişelenmeyin. Tek yapacağınız, bir kalem kağıt alıp işe koyulmak. Birinci Adım – Pazarınızı ve rekabeti iyi kavrayın Pek çok küçük işletme sahibi, ilk önce pazarı [...]<p>Bu yazı <a href="http://www.askinyildiz.com/bir-gunde-ve-yedi-adimda-pazarlama-plani/">Bir Günde ve Yedi Adımda Pazarlama Planı</a> Aşkın Yıldız tarafından yazılmış olup: <a href="http://www.askinyildiz.com">Aşkın Yıldız'ın Kişisel Bloğunda</a> yayınlanmıştır.</p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="size-thumbnail wp-image-551 alignnone" title="Bir-Günde-ve-Yedi-Adımda-Pazarlama-Planı-David-Frey" src="http://www.askinyildiz.com/wp-content/uploads/2011/05/DavidFrey-TheSmallBusinessMarketing-150x150.gif" alt="" width="150" height="150" /></p>
<p>Etkili bir pazarlama planı yapmak için kırk fırın ekmek yemeniz  gerekmez. Aslında, küçük boy işletmeniz için yalnızca bir günde başarılı  bir plan yaratabilirsiniz. Başlarken üslup ya da planın mükemmelliği  hakkında endişelenmeyin. Tek yapacağınız, bir kalem kağıt alıp işe  koyulmak.<span id="more-549"></span></p>
<p><strong>Birinci Adım – Pazarınızı ve rekabeti iyi kavrayın</strong></p>
<p>Pek çok küçük işletme sahibi, ilk önce pazarı ve taleplerini  (ihtiyaçlarını değil) anlamadan, ortalama bir ürün ya da hizmetle yola  çıkarak büyük bir hata yapar. İnsanların istemedikleri bir şeyi satmaya  çalışırsanız, almazlar.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kârlı bir pazar, binlerce aç balığın olduğu bir göle benzetilebilir.  Tek yapmanız gereken, yemi atmaktır; böylece göl, balıkların çılgınca  beslendikleri bir alana dönüşür.</p>
<p>Pazarınızı anlamak için kendinize şu tür sorular sormalısınız:<br />
-	Pazarımda yeterli hizmet verilemeyen alanlar var mı?<br />
-	Ürün ya da hizmetlerime yönelik pazar alanları, para kazanabilmem için yeterince büyük mü?<br />
-	Yalnızca gelir-gider dengesi sağlamak için pazardaki payım ne olmalı?<br />
-	Pazar alanımda rekabetçi olabilmek zor mu?<br />
-	Rekabetçi olmak için sunduğum ürün ve hizmetlerde yatırım yapabileceğim zayıf noktalar hangileri?<br />
-	Pazar, sunduğum çok özel rekabetçi ürün ve hizmetleri istiyor ya da değerli buluyor mu?</p>
<p><strong>İkinci Adım – Müşterinizi anlayın </strong></p>
<p>Müşterinizi yakından tanımak, kolay satış yapmanın ilk adımıdır. (1)  Müşterilerinizin kimler olduklarını, (2) ne istediklerini ve (3) hangi  motivasyonlar sonucunda satın aldıklarını bilmeden, etkili bir pazarlama  planı hazırlayamazsınız.</p>
<p>“İstekler”i, “ihtiyaçlar”la karıştırmayın. İnsanlar, ihtiyaç  duyduklarını değil, istediklerini alırlar (Paraları olmasa bile!). Ve  evet, bu gerçek, tüm o “üst düzey” şirket yöneticileri için de  geçerlidir.</p>
<p>Müşterilerinizi gerçekten tanıyabilmek için kendinize şu tür sorular sormalısınız:<br />
-	Potansiyel müşterim, benzer ürünleri normalde nasıl (mağazadan, Web’den, kapıdan) satın alıyor?<br />
-	Satın alma sürecinde esas alıcı ve alma kararını etkileyen asıl kişi (eşlerden biri, satın alma aracısı, sekreter) kim?<br />
-	Müşterimin ne tür alışkanlıkları var? Örneğin, nereden (televizyon) bilgi alıyor?<br />
-	Hedef müşterimin satın almak için temel motivasyonları (iyi görünmek, acıdan kaçınmak, popüler olmak, vb.) nelerdir?</p>
<p><strong>Üçüncü Adım – Bir niş seçin </strong></p>
<p>Hedef müşterinizin “herkes” olduğunu söylerseniz, kimse sizin  müşteriniz olamaz. Pazar, rekabetle çalkalanıyor. Büyük bir okyanusta  yüzmektense, küçük bir su birikintisinde hoplayıp zıplayarak daha  başarılı olursunuz. Belli bir niş çizin ve ona hakim olun. Daha sonra,  ikinci bir nişe geçmeyi düşünebilirsiniz (Ama birinciye hakim olmadan  olmaz!)</p>
<p>“Çocuk kazaları davalarında uzman bir avukat” ya da “kullanılmış  araba satıcılarına hizmet veren yeminli muhasip” olabilirsiniz. Neyi  kastettiğimi anladınız. İlginizi çeken ve kolay iletişim kurabileceğiniz  bir niş seçtiğinizden emin olun.</p>
<p><strong>Dördüncü Adım – Pazarlama mesajınızı oluşturun </strong></p>
<p>Pazarlama mesajınız, müşteri adaylarınıza, ne iş yaptığınızı  anlatmakla kalmaz; aynı zamanda müşteriniz olmaları için onları ikna  eder. İki tip pazarlama mesajı oluşturmalısınız. Birinci pazarlama  mesajınız, kısa ve doğrudan olmalı. Bazıları bunu ilgi uyandıran  konuşmanız ya da işitsel logonuz diye tanımlayabilir. Bu mesaj, “Peki,  siz ne iş yapıyorsunuz?” diye soran birine vereceğiniz yanıttır.</p>
<p>İkincisi, tüm pazarlama malzemelerinizde ve promosyonlarınızda yer  alacak toplam pazarlama mesajınızdır. Pazarlama mesajınızın çekici ve  ikna edici olması için aşağıdaki unsurları içermesine dikkat edin:<br />
-	Hedef müşteri adayının sorununa ilişkin bir açıklama<br />
-	Sorunun acil çözüm gerektirecek derecede ciddi olduğuna dair kanıt<br />
-	Neden müşteri adayınızın sorununu çözebilecek tek kişi/işletme olduğunuz konusunda bir açıklama<br />
-	İnsanların çözümünüzü kullanınca elde edecekleri faydalara ilişkin bir açıklama<br />
-	Benzer sorunları olduğu için yardım ettiğiniz müşterilerinizden örnekler ve alıntılar<br />
-	Fiyatlar, ücretler ve ödeme koşulları hakkında bir açıklama<br />
-	Şartsız garantiniz</p>
<p><strong>Beşinci Adım – Pazarlama ortam(lar)ınıza karar verin </strong></p>
<p>Kolay iletişim kurabileceğiniz bir niş seçmenin kritik olduğunu  söylediğim bölümü hatırlıyor musunuz? Pazarlama ortam(lar)ınızı seçmek  için işe koyulduğunuzda, bunun neden sağlam bir öğüt olduğunu  anlayacaksınız.</p>
<p>Pazarlama ortamınız, pazarlama mesajınızı sunmak için kullandığınız  iletişim aracıdır. Pazarlama için ayırdığınız dolarlarınızla en yüksek  düzeyde geri dönüş elde etmenizi sağlayacak bir pazarlama ortamı seçmek  önemlidir. Bunun anlamı, pazarlama mesajınızı niş içinde en çok sayıda  müşteri adayına mümkün olan en düşük maliyetlerle iletmenizi sağlayacak  bir ortam seçmeyi istemenizdir.</p>
<p>İşin sırrı, doğru aracı kullanarak mesajınızı pazarla  eşleştirmenizdir. Emeklilerden oluşan bir topluluğa, delidolu bir radyo  kanalından, hızlı tempolu ve gürültülü bir spotla seslenmeye  kalkarsanız, hiçbir şey elde edemezsiniz. Bu, pazar, mesaj ve ortam  arasında baştan sona uyumsuzluğun olduğu bir durumdur.</p>
<p>Başarı, bu üç öge arasında iyi bir eşleşme sağlandığında ortaya çıkar.</p>
<p><strong>Altıncı Adım – Satış ve pazarlama hedefleri belirleyin </strong></p>
<p>Hedefler, başarınız açısından kritiktir. Bir “dilek”, yazıya  dökülmemiş bir hedeftir. Hedeflerinizi yazmamışsanız, halen yalnızca  başarılı olmayı diliyorsunuz demektir. Hedeflerinizi yaratırken,  bunların mantıklı, ölçülebilir, başarılabilir, gerçekçi ve belli bir  zamanlamaya sahip olmasına dikkat edin.</p>
<p>Hedefleriniz, yıllık satış geliri, brüt kâr, satıcı başına satış gibi  finansal ögeleri içermelidir. Öte yandan, satılan birimler, imzalanan  sözleşmeler, kazanılan müşteriler, yayımlanan makaleler gibi finansal  olmayan ögeleri de kapsamalıdır.</p>
<p><strong>Yedinci Adım – Pazarlama bütçenizi oluşturun </strong></p>
<p>Pazarlama bütçeniz, daha net olmak ya da çalakalem bir rakam  belirlemek istemenize bağlı olarak çeşitli biçimlerde oluşturulabilir.  Önce kabataslak bir hesaplama yaparak başlamak, sonra da daha detaylı  bilgilerle bu hesabı desteklemek daha iyidir.</p>
<p><strong>Sonuç</strong></p>
<p>İşte, “Bir Günde ve Yedi Adımda Pazarlama Planı”nız. Gerçekten basit.  Elbette, seçtiğiniz pazarlama ortam(lar)ı, mesajınızın uygunluğu ve  ilgili masraflar hakkında daha detaylı çalışmanız gerekecek. Ama, plan  geliştirmenin, zahmetli ve gereğinden fazla uzayan bir iş olmamasına  çalışın. 80-20 kuralını hatırlayın. Sonuçların yüzde 80’i, çabalarınızın  yüzde 20’sinden alınır.</p>
<p>Son öğüdüm, pazarlama planınızı oluşturmak için, kendinize hiç  bölünmeden çalışabileceğiniz bir zaman dilimi ayırmanızdır. Bu plan,  sizin ve ekip üyelerinizin hep referans alacağınız en önemli doküman  olabilir.</p>
<p>Mutlu planlamalar!</p>
<p>Bu yazı <a href="http://www.askinyildiz.com/bir-gunde-ve-yedi-adimda-pazarlama-plani/">Bir Günde ve Yedi Adımda Pazarlama Planı</a> Aşkın Yıldız tarafından yazılmış olup: <a href="http://www.askinyildiz.com">Aşkın Yıldız'ın Kişisel Bloğunda</a> yayınlanmıştır.</p>
<h4>İlgili Etiketler:</h4><ul><li><a href="http://www.askinyildiz.com/bir-gunde-ve-yedi-adimda-pazarlama-plani/" title="pazarlama planı örnekleri">pazarlama planı örnekleri</a></li><li><a href="http://www.askinyildiz.com/bir-gunde-ve-yedi-adimda-pazarlama-plani/" title="ucu açik soru sormak">ucu açik soru sormak</a></li><li><a href="http://www.askinyildiz.com/bir-gunde-ve-yedi-adimda-pazarlama-plani/" title="etkili sorular sorma">etkili sorular sorma</a></li><li><a href="http://www.askinyildiz.com/bir-gunde-ve-yedi-adimda-pazarlama-plani/" title="satişta açik soru">satişta açik soru</a></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.askinyildiz.com/bir-gunde-ve-yedi-adimda-pazarlama-plani/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Satış Kapatma Teknikleri ve İtirazlara Karşı Taktikler</title>
		<link>http://www.askinyildiz.com/satis-kapatma-teknikleri-ve-itirazlara-karsi-taktikler/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=satis-kapatma-teknikleri-ve-itirazlara-karsi-taktikler</link>
		<comments>http://www.askinyildiz.com/satis-kapatma-teknikleri-ve-itirazlara-karsi-taktikler/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 08 Nov 2010 07:10:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Finansal Zeka]]></category>
		<category><![CDATA[Multi Level Marketing]]></category>
		<category><![CDATA[Pazarlama]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.askinyildiz.com/?p=447</guid>
		<description><![CDATA[Çok kolay görünen, bir o kadar zor olan &#8220;hiç birşey olamıyorsan &#8220;&#8230;&#8230;&#8230;.. &#8221; olursun ne var&#8221; mantalitesinde yaklaşılan, yaşadığımız dünyada gelişen pazar ve üreticinin rekabete ayak uydurmasıyla birlikte uzmanlık alanı oluşturulan İlişki ve İkna Sanatı&#8217;dır günümün konusu. 1970 &#8216;lerde tüketicinin &#8220;alım&#8221; alışkanlıklarında yaşanan değişiklikler doğrultusunda pazarda çeşitlilik oluşmuş, arz talep konularında tüketicinin sözü daha çok [...]<p>Bu yazı <a href="http://www.askinyildiz.com/satis-kapatma-teknikleri-ve-itirazlara-karsi-taktikler/">Satış Kapatma Teknikleri ve İtirazlara Karşı Taktikler</a> Aşkın Yıldız tarafından yazılmış olup: <a href="http://www.askinyildiz.com">Aşkın Yıldız'ın Kişisel Bloğunda</a> yayınlanmıştır.</p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-full wp-image-448" title="satis_kapama_teknikleri" src="http://www.askinyildiz.com/wp-content/uploads/2010/11/satis_kapama_teknikleri.jpg" alt="" width="300" height="268" /><br />
Çok kolay görünen, bir o kadar zor olan &#8220;hiç birşey olamıyorsan &#8220;&#8230;&#8230;&#8230;.. &#8221; olursun ne var&#8221; mantalitesinde yaklaşılan, yaşadığımız dünyada gelişen pazar ve üreticinin rekabete ayak uydurmasıyla birlikte uzmanlık alanı oluşturulan İlişki ve İkna Sanatı&#8217;dır günümün konusu. <span id="more-447"></span>1970 &#8216;lerde tüketicinin &#8220;alım&#8221; alışkanlıklarında yaşanan değişiklikler doğrultusunda pazarda çeşitlilik oluşmuş, arz talep konularında tüketicinin sözü daha çok yer almaya başlamıştır. Talep&#8217;in üreticiye yaptığı baskı sonrasında &#8220;istediğni seçebilen müşteri&#8221; portföyünün sayılarındaki artış ile birlikte ürünü pazarda tanıtabilecek, ürün gideri sonunda destek verebilecek yetklinlikte çalışanlara ihtiyaç duyulmuş olup tam bu zaman zarfında iş dünyasında da bununla ilgili ciddi bir alan doğurmuştur. Zamanımızda Promotör, Merchandiser,Reprezant gibi isimler ile piyasada uzman olan kişiler yetiştirilmeye başlanmıştır.</p>
<p>Evet SATIŞ&#8217;tan bahsediyorum, şimdi biraz içerik konuşalım.</p>
<p>Satış işini göz önüne aldığımızda karşımıza iki temel aşama çıkıyor; müşteri geliştirme ve satışı gerçekleştirme aşamaları. Müşteri geliştirme aşamasını en kısa haliyle potansiyel müşterileri bulmak ve onlarla temasa geçmek olarak özetleyebiliriz. Satış gerçekleştirme aşaması ise, potansiyel müşeriye sunum yaptığımız zaman olarak tanımlayabiliriz.</p>
<p>Ve güzel bir yazı ile başbaşa bırakıyorum sizleri, Banu Ersin&#8217;in kaleminden Satış Aşamaları&#8230;</p>
<p>Satış, mantıksal sırada birbirini takip eden adımlar ve her adım ile ilgili belirli teknikler ve stratejiler içeren bir süreçtir. Bu süreçteki adımlar ise;</p>
<p><strong>Hazırlık,<br />
İlk İntiba,<br />
Güven Kurma,<br />
İhtiyaç Analizi,<br />
Ürüne Ait Faydaların Sunumu,<br />
İtirazlarla Başa Çıkma,<br />
Satış Kapama,<br />
Karlı ve Verimli Müşteri Geliştirme olarak tanımlanabilir.</strong></p>
<p>Birçok satıcı, satış sürecinin tüm gerekliliklerini yerine getirmekle birlikte, satış kapatma sırasında en temel gerçekleri göz ardı etme eğilimdedir. Çok net olan ilk gerçek, hedefin satış kapatma olduğudur. Satış kapatıldığı sürece başarılı bir satıştır, üstelik satıcı performası ancak kapatılan satışlarla ölçülür. İkinci gerçek, taahhüt almaktır. Satış kapatma, müşteriden taahhüt istemektir ve müşteri genelde tahhütü kendiliğinden vermez, satıcının istemesi gerekir. En önemli üçüncü gerçek ise, taahhütü siz isitemezseniz, rakibiniz ister, sizin taahhüt isteme konusunda çekinceleriniz olsa da, bir rakibinizin satış elemanı muhakkak satışı kapatacaktır.</p>
<p>Satış kapatma sürecinde, satıcının başarısız olmasının sebepleri ise; red edilme ve başarısızlık korkusu, yapılan sunumun zayıf kalması hatta müşteride ilgi uyandıramaması, satıcının sattığı ürüne/hizmete, şirkete ve kendine olan inanç eksikliği veya müşteride güven duygusu uyandıramama olabilir.</p>
<p>Satış kapatma aşamasına gelen bir satış görüşmesinde, alıcı sözlü sinyaller verir. İyi satıcılar, bu sinyalleri takip eder, algılar ve akabinde satış kapatma girişiminde bulunurlar.</p>
<p>Müşterinin, ödeme şartları yada nasıl kullanılacağına dair sorular sorması, olumlu yorumlar yapması bu sinyallerin göstergesidir. Bunlara örnek olarak Sadece ödeyeceğim bu kadar mı?, Ödemelerimi nasıl yapabilirim, vadeli olur mu?, Bunun bedelini ne zaman ödeyeceğm?, Vade tarihlerini değiştirebilir miyim?&#8230;gibi sorular gösterilebilir.</p>
<p>İşte iyi satıcılar tam da bu aşamada, satış kapatma girişimlerinde bulunurlar.</p>
<p>Satış kapatma aşamasına gelindiğinde, özellikle kullanılmaması gereken;</p>
<p>Eğer, şayet, ama, belki, galiba, düşünüyorum&#8230; gibi müşteride yeni baştan şüphe uyandıracak kelimelerdir. Satış kapatma aşamasında, müşteriyi taahhüt ermeye zorlayacak, olumlu cümleler kullanılmalıdır. Örneğin; Hemen başlıyalım mı?, Nasıl ödeyeceksiniz?, Hangi seçenek sizin için uygun? gibi&#8230;</p>
<p>Satış kapatma sürecinde, bir satıcının bilmesi gereken en önemli kural 5/2 kuralıdır. Ortalama bir satıcı, satış kapatmayı müşteriden 2 kere ister, ama bir satışın kapanması için 5 kapatma girişimine ihtiyaç vardır. Aradaki fark, iyi ve kötü satıcıyı birbirinden ayıran en temel özelliktir</p>
<p>Siz satışlarınızı kapatırken bunlara dikkat ediyor musunuz?</p>
<p>Satış faaliyetlerinin en zor ve en heyecan verici kısmı satış sürecini sonuca bağlama/kapatma aşamasıdır. Satış kapatma iki görüşmeci içinde (alıcı-satıcı) pazarlığın son adımıdır. Süreç içinde yapılan tüm çabalar bu son adım için hazırlık niteliği taşır.</p>
<p>Eğer bu aşamayı başarıyla bitirirseniz hemen yeni bir satış görüşmesine başlayın. Bu size yeni satış fırsatları kazandıracaktır.</p>
<p>Profesyonel satışcı müşterilerin ilgisini satın alma kararına dönüştüren kişidir. Satışı başarıyla kapattıktan sonra müşteri dosyası oluşturmalı ve tüm işleri buradan koordine etmelidir. Örneğin ziyaret planlarını buradaki verilere göre hazırlamalıdır. Satışcının sahip olduğu bu dosyaların sayısı (müşteri portföyü) satış kapamadaki başarısının aynasıdır.</p>
<p>SATIŞ KAPATMA TEKNİKLERİ</p>
<p>a. Satışlarda Dolaylı Kapama Tekniği<br />
Dolaylı kapama tekniğinde müşterilerin ürün/hizmetleri satın aldığı varsayılarak çeşitli sorular sorulur ve satış kapatılmaya çalışılır. Teknik stratejik bir yaklaşım içerir. Sorulan sorular genellikle şunlardır:</p>
<p>o Satın aldığınız ürünleri hangi adrese teslim etmemizi istersiniz?<br />
o Ödemeyi nasıl yapmayı düşünüyorsunuz?</p>
<p>Görüldüğü gibi satışcı bu tür sorularla müşteriyi direkt olarak ürünle ilgili ödeme adet ve teslimat kısımlarına yönlendirmektedir. Böylece müşteri satın almaya bir adım daha yaklaşmış olmaktadır</p>
<p>b. Direkt Kapanış Tekniği</p>
<p>Bu teknik müşterilerin zorluk çıkarmadan satın almaya karar verdiği durumlarda uygulanmalıdır. Şayet müşteri kesin kararını vermiş ise hiç vakit kaybetmeden satışı sonuçlandırın. Ancak satışcılık bu kadar kolay bir meslek değildir. Müşteriler haklı olarak satın almayı düşündükleri ürünlerle ilgili soru sorar itiraz eder ve ikna edilmeyi bekler. Bu aşamaları başarıyla geçmeniz gerekmektedir.</p>
<p>c. Fayda Analiz Kapanışı</p>
<p>Bu kapanış tekniği satışcının müşterilere ürün/hizmetlerin faydalarını anlatarak sonuca ulaşmasına dayanır. Müşterinin ihtiyaçlarına direkt etki yapan bu teknik satışcılar tarafından çok sık kullanılmaktadır.</p>
<p>Satışı kapatabilmek için yukarıdaki tekniklerden mutlaka yararlanmalısınız. Ancak bazen en iyi teknik bile sizi sonuca ulaştırmayabilir. Müşteri son anda karar değiştirerek ürünü satın almak istemeyebilir.</p>
<p>Eğer başından sonuna kadar satış sürecini başarıyla sürdürdüyseniz yorum moralinizi bozmayın. Motivasyonunuzu bozmak yerine hemen başka bir satış görüşmesine başlayın.</p>
<p>İTİRAZLARA KARŞI TAKTİKLER</p>
<p>Günümüzde itirazlara karşı taktik geliştirmek, satışcıların önemli görevlerinden biridir. Bunlar genellikle işletme okullarında okutulmayan, iş hayatının içinde öğrenilen konulardır. İtirazlara karşı başarılı olmak için şu kurallara dikkat etmelisiniz:</p>
<p>***Müşterileri Dikkatle Dinleyin Öncelikle müşterinin konuşmasına fırsat tanınmalı, itirazı sonuna (sözü kesilmeden) kadar dinlenmelidir. Sonra müşterinin kaygıları ve gerginliği giderilmeye çalışmalıdır. Müşteri konuştukça, itirazları kendisine daha önemsiz gelmeye başlayacaktır. Ancak konuşması kesilirse itirazlarını artıracak, onları savunmaya yönelecektir.</p>
<p>***İtirazların Gerçek Nedenini Bulun.İtirazların gerçek nedenini öğrenmek için müşteriye sorular sorarak konuşturun. İyi bir dinleyici olun ve en mantık dışı bir itirazla bile karşılaştığınızda sinirlenmeyin. Önemli olan, itirazın gerçek nedenlerini bulmaya çalışmak ve onları ortadan kaldırmaktır</p>
<p>***İtirazları Karşılamadan Önce İyi Düşünün.Birçok deneyimsiz satış temsilcisi müşterinin itirazlarını karşılarken düşünmeden, hızlı karar vermektedir. Böylece satışı kaçırmaktadır. İtirazları ortadan kaldırmak için cevapları makul ölçüde ve mantıksal çerçevede verin.</p>
<p>***Müşterinin İhtiyaçları ve Beklentileri Doğrultusunda Hareket Edin. Şayet bir ürün müşterinin beklentilerine hitap etmemişse, önce tepkiler ve itirazlar dinlenmeli, sonra ürünün diğer ilgi çekici yönleri anlatılmalıdır. Destekleyici sözlerin de kullanılması faydalı olabilir.</p>
<p>***Örneğin,&#8221;Size katılıyorum, fiyatı ilk planda biraz yüksek gibi görünüyor ama buraya yatıracağınız para size şu şekilde geri dönecektir. Aslında elde edeceğiniz yararlar ve rakip ürün fiyatları karşılaştırıldığında hiç de yüksek olmadığını göreceksiniz.&#8221; Bu vb. sözler ile, müşterinin alışverişin sonunda kârlı çıkacağı diğer noktalara da değinilmelidir.</p>
<p>FİYAT YÖNLÜ İTİRAZLAR</p>
<p>Satışcıların daima önceden hazırlıklı olması gerektiren bir itiraz türüdür. Bir dizi taktiksel davranış ve uygulamayı içerir. Bununla başa çıkabilmek için rakiplerin fiyatlarını ve ürün özelliklerini iyi bilmeli ve karşılaştırmalı mukayese ile müşterileri ikna etmelisiniz. Ayrıca ürün/hizmetleri avantajlarıyla anlatmalı ve fiyatın yüksek olmadığını ispatlamalısınız. Fiyatla ilgili önemli konular şunlardır:</p>
<p>o Fiyat ürünün kalitesi ve nitelikleri ile uyumlu olduğu hâlde müşterinin satın alma sınırının çok üstünde olabilir.</p>
<p>o Müşteriler, ürünü daha ucuza bulabilirim, düşüncesi de taşıyabilir, bu nedenle başka satış noktalarına yönelebilirler,</p>
<p>o Müşteri, ürünü satın alabilecek gelir düzeyine sahip olduğu hâlde satın alma kararı vermediği için &#8216;fiyat benim için çok yüksek&#8217; itirazı da yapıyor olabilir,</p>
<p>o Ürünün bedelini o an için ödeyebilecek nakite sahip değildir. Taksitli alışveriş imkânı yaratılmasını istiyor olabilir.</p>
<p>Sonuç olarak, fiyata yönelik itirazlar yapısal olarak diğer itiraz türleri ile benzerlikler taşımaktadır. Bu nedenle satışcının kazandığı deneyimler ve önceden yaptığı hazırlıklar gelen itirazları çözebilmesini ve satışı bağlamasını kolaylaştıracaktır.</p>
<p>BUMERANG TEKNİĞİ İLE İTİRAZLARI YANITLAMAK</p>
<p>Profesyonel satışcılar bu teknik ile itirazı tersine çevirme ve soruya karşı soru sorma yöntemi ile müşterileri ikna etmeye çalışmaktadır.</p>
<p>BAHANELER, MAZERETLER</p>
<p>Bu itiraz şekli, alıcıların ürüne ilgi duymadığı ve satın alma eyleminden kaçtığı psikolojik durumlarda görülür. Bunun en güzel örneği, alıcıların, “Aşırı yoğunum, hiç vaktim yok, daha sonra görüşelim” şeklindeki sözleridir. Geçmişte ben de bir sigorta şirketinin satış temsilcisinin satmaya çalıştığı poliçelerden kurtulmak için bu taktiğe başvurdum. Satmaya çalıştığı sigortalara (başka bir şirket üzerinden) zaten sahiptim. Bunu söylememe rağmen satışcı ısrarla randevu talep ediyordu. Bu durumda, &#8220;Vaktim yok,&#8221; demekten başka seçeneğim kalmamıştı.</p>
<p>Şayet müşterilere birebir satış yapan bir satışcıysanız ürünün hedef kitlesini ararken ihtiyaçlar ekseninden hareket etmeyi unutmayın ve yeni ihtiyaçlar yaratmaya çalışın. Hiçbir şey yapamıyorsanız en azından gelecekte müşteriniz olabilmesi için gerekli ortamı yaratmaya çalışın. Örneğin, ürünlerinizle ilgili broşür bırakın, faks gönderin, mail atın, bayram ve özel günlerde mevcut müşterilerinize gönderdiğiniz şeyleri bu kişilere de ulaştırın. Aksi takdirde zorla satış yapmaya çalışmak müşteriyi tamamen kaçırmak demektir.</p>
<p>MÜŞTERİ GÖZÜNDEN TELE SATIŞ TAKİ HATALAR ( GERÇEK BİR MÜŞTERİ ANKETİDİR <img src='http://www.askinyildiz.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Son dönemlerde, hepimiz gibi ben de telefonla bana bir şeyler satmak isteyen kişilerce aranıyorum. Pazarlama ile ilgili olduğumdan, bu konuşmaları yaparken, karşımdaki satışçıların yaptıkları hataları not ettim. Bu hatalar, satışçıların, kendi satışlarını kesinlikle sabote ettikleri ve her gün tekrarladıkları hatalar.</p>
<p>1- Açılış Beyanı:</p>
<p>Bir telefon konuşmasında, karşınızdaki kişi sadece 15 saniye içerisinde kararını veriyor ve karşılık olarak ya İLGİ yada DİRENÇ gösteriyor. Aslında, karşılığın direnç olmasının en büyük sebebi, telefonu açanın açılış beyanı oluyor. Doğal olarak, karşıdaki müşteri direnç göstermeye başlayınca da, görüşme gereğinden kısa sürüyor, teklif yapılamıyor.</p>
<p>Örneğin; Biz satıyoruz, ve bununla ilgili konuşmak istiyoruz. Cevap Yani? Sizi niye dinleyeyim ki? veyaSize . Tarihinde bir mesaj yollamıştım, aldınız mı?Cevap ne yazık ki hiçbir zaman Evet, hem de o kadar etkilendim ki, ben de oturmuş sizden ne alabilirim diye düşünüyordum olmuyor.</p>
<p>Açılış beyanının, ilgi uyandırıcı olması gerekiyor. Bunun için Art Zobczak ın üç aşamalı yöntemi kullanılabilir;</p>
<p>1.aşama: Kendinizi ve organizasyonunuzu tanıtın<br />
2.aşama: Karşıdaki kişide ilgi uyandırın; daha fazla kaybetmesini engelleyecek bir şeyler sunun, yada bir şeyler kazanmasını sağlayacak şeyler<br />
3.aşama: Karşınızdaki bir sohbete çekmeye çalışın. Unutulmaması gereken en önemli şey, konuşmaktan çok dinlemeniz gerekliliği. Sözüne ettiğiniz avantajı sunabilmeniz için bilgi almanız gerektiğini belirtin.</p>
<p>Örneğin; Merhaba, Ben, …… firmasından. İnanıyorum ki, mevcut ….. ürünleri giderlerinizi %30 oranında azaltabiliriz. Bunun için sizden, kullandığınız ürünler hakkında biraz bilgi isteyeceğim veya Sn., biliyorum ki şu aralar yeni bir ……… yaptırmak üzeresiniz. Şu anki kampanyamız ile, size standart ……….. ürün ile eşdeğer, … üründen %50 daha fazla olan yeni …… ürünümüzü anlatmak istiyorum.</p>
<p>Burada en önemli şey, kendinizi müşterinizin yerinize koymanız, sunduğunuz şey size sunulsaydı, ne kadar etkilenirdiniz?</p>
<p>Eğer tatmin olmadınızsa, açılış beyanınızı değiştirin, sizi tatmin edecek açılış beyanını bulana kadar telefona el sürmeyin.</p>
<p>2-Dinle(me)mek:</p>
<p>Telefonda satışta başarı kesinlikle süren sohbete hakim olmakla gelmez Satışı yapabilmek için dinlemek gerekir. Araştırmalar, telefonda ancak %30-50 verimlilikle dinleyebildiğimizi kanıtlıyor. Ayrıca, karşınızdaki kişinin sizi dinleme isteği, sizin konuştuğunuz oranda ter olarak azalıyor. Sıkılmaya başlıyorlar, sıkıldıkça da sizinle sohbete girme olasılıkları gittikçe düşüyor. En önemlisi, konuştukça, karşınızdakine size itiraz etmesi için daha fazla malzeme veriyorsunuz.</p>
<p>Telefona sarılmadan önce kendiniz sormanız gereken soru Ben bu arayacağım kişiyi niye dinlemeliyim olmalı. Bir şeyi çok İsterseniz olur, eğer kendinizi bu sorunun cevabı konusunda ikna edebilirseniz, konuşmanız çok daha doğru yere doğru seyredecektir.</p>
<p>3- Sorular:</p>
<p>Telefonda, müşterinize bir şey satmakla çok fazla ilgiliyseniz, müşterinizin ne almak istediğini anlamaya vaktiniz kalmaz. Doğal olarak, konuşma ilerledikçe, telefondaki satışçının kredibilitesi sürekli düşer. Bunu engellemek için; soru stratejinizi önceden belirleyin. Ürün yada hizmetinizin özelliklerini, bir kenara yazın, daha sonra bunlar içerisinden (rakip ürün veya hizmetlere göre) üstün olanları ayıklayın, karşınızdakine, bu üstünlüklere gelmesini sağlayacak soruları hazırlayıp sorun.</p>
<p>Örneğin, saat 21:00e kadar açık bir ………….. firmasının hizmetini satmaya çalışıyorsunuz, diğer kuru firmalar saat 19:00 da kapatıyor. Bu hizmetin, aradığınız kişi için cazip olup olmadığını öncelikle öğrenin. Soruları hazırlarken, hangi üstünlüğü öne çıkaracağınıza, yine sorular sorarak karar verin. Bunun için önceden hazırlanmış soruları kullanın. Yine aynı firmanın örneğine dönelim, karşınızdaki kişi için saat 21:00 e kadar açık kalmak kullanılabilir bir özellik değilse, sizin teklifiniz üzerine, kullanmayacağı bir özellik yüzünden daha fazla ödeyeceğine inanabilir.</p>
<p>Telefonla satışta aslında en büyük problemimiz olan İTİRAZLARIN bu hatalardan ortaya çıktığını unutmamamız gerekiyor. Bu amaçla, çok basit bir yöntemle, telefon konuşmalarımızın ne kadar verimli olduğunu ölçebiliriz; KAYIT EDEREK.Eğer satışla ilgili telefon konuşmalarımızı kayıt eder, daha sonra yukarıdaki hataları yapıp yapmadığımız konusunda incelersek, telefonla satış verimliliğimiz artacaktır.</p>
<p>Bu yazı <a href="http://www.askinyildiz.com/satis-kapatma-teknikleri-ve-itirazlara-karsi-taktikler/">Satış Kapatma Teknikleri ve İtirazlara Karşı Taktikler</a> Aşkın Yıldız tarafından yazılmış olup: <a href="http://www.askinyildiz.com">Aşkın Yıldız'ın Kişisel Bloğunda</a> yayınlanmıştır.</p>
<h4>İlgili Etiketler:</h4><ul><li><a href="http://www.askinyildiz.com/satis-kapatma-teknikleri-ve-itirazlara-karsi-taktikler/" title="satışta soru sorma teknikleri">satışta soru sorma teknikleri</a></li><li><a href="http://www.askinyildiz.com/satis-kapatma-teknikleri-ve-itirazlara-karsi-taktikler/" title="satış kapama cümleleri">satış kapama cümleleri</a></li><li><a href="http://www.askinyildiz.com/satis-kapatma-teknikleri-ve-itirazlara-karsi-taktikler/" title="ucu açık sorular">ucu açık sorular</a></li><li><a href="http://www.askinyildiz.com/satis-kapatma-teknikleri-ve-itirazlara-karsi-taktikler/" title="satış tekniklerinde soru sorma">satış tekniklerinde soru sorma</a></li><li><a href="http://www.askinyildiz.com/satis-kapatma-teknikleri-ve-itirazlara-karsi-taktikler/" title="satişta acik sorular">satişta acik sorular</a></li><li><a href="http://www.askinyildiz.com/satis-kapatma-teknikleri-ve-itirazlara-karsi-taktikler/" title="satışta dinleme ve soru sorma teknikleri ile ilgili bilgi">satışta dinleme ve soru sorma teknikleri ile ilgili bilgi</a></li><li><a href="http://www.askinyildiz.com/satis-kapatma-teknikleri-ve-itirazlara-karsi-taktikler/" title="satışta kullanılması gereken cümleler">satışta kullanılması gereken cümleler</a></li><li><a href="http://www.askinyildiz.com/satis-kapatma-teknikleri-ve-itirazlara-karsi-taktikler/" title="satışta soru sorma sigorta için">satışta soru sorma sigorta için</a></li><li><a href="http://www.askinyildiz.com/satis-kapatma-teknikleri-ve-itirazlara-karsi-taktikler/" title="satista soru teknikleri">satista soru teknikleri</a></li><li><a href="http://www.askinyildiz.com/satis-kapatma-teknikleri-ve-itirazlara-karsi-taktikler/" title="star soru teknikği">star soru teknikği</a></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.askinyildiz.com/satis-kapatma-teknikleri-ve-itirazlara-karsi-taktikler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Marka Olmak İçin Çaba Harcamayın!</title>
		<link>http://www.askinyildiz.com/marka-olmak-icin-caba-harcamayin/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=marka-olmak-icin-caba-harcamayin</link>
		<comments>http://www.askinyildiz.com/marka-olmak-icin-caba-harcamayin/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 23 Aug 2010 23:00:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Başarı]]></category>
		<category><![CDATA[Finansal Zeka]]></category>
		<category><![CDATA[Pazarlama]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.askinyildiz.com/?p=361</guid>
		<description><![CDATA[Bireylere marka olarak bakılması ve bu şekilde düşünülmesinin öğütleniyor olmasını çok yanlış buluyorum. Kişisel marka danışmanlığı adında yeni ‘meslekler’ icat edildi ve güzel bir kazanç kapısı oldu… ‘Kişisel marka yaratma’ çabası insanı mutsuzluğa sürükleyen ve odak noktası olarak şöhreti ve daha fazla para kazanmayı ön plana atan bir süreçtir. İkisi de elde edilmesi hoş şeyler: [...]<p>Bu yazı <a href="http://www.askinyildiz.com/marka-olmak-icin-caba-harcamayin/">Marka Olmak İçin Çaba Harcamayın!</a> Aşkın Yıldız tarafından yazılmış olup: <a href="http://www.askinyildiz.com">Aşkın Yıldız'ın Kişisel Bloğunda</a> yayınlanmıştır.</p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-full wp-image-362" title="kisisel-marka" src="http://www.askinyildiz.com/wp-content/uploads/2010/08/kisisel-marka.jpg" alt="" width="256" height="190" /></p>
<p><strong>Bireylere marka olarak bakılması ve bu </strong><strong>ş</strong><strong>ekilde dü</strong><strong>ş</strong><strong>ünülmesinin ö</strong><strong>ğ</strong><strong>ütleniyor olmasını çok yanlı</strong><strong>ş</strong><strong> buluyorum. <span id="more-361"></span></strong></p>
<p>Kişisel marka danışmanlığı adında yeni ‘meslekler’ icat edildi ve güzel bir kazanç kapısı oldu…<strong> ‘Ki</strong><strong>ş</strong><strong>isel marka yaratma’ çabası insanı mutsuzlu</strong><strong>ğ</strong><strong>a sürükleyen ve odak noktası olarak </strong><strong>ş</strong><strong>öhreti ve daha fazla para kazanmayı ön plana atan bir süreçtir.</strong> İkisi de elde edilmesi hoş şeyler: şöhret ve yüksek kazanç harikadır,  ama marka olmak için elde edildiğinde, kısa vadeli bir yatırım olacağı  kaçınılmaz.</p>
<p>Başarılı olmuş kişilere bir bakın. Hangisi ‘kişisel marka olmak’ çabasıyla hayatına yön vermiş?</p>
<p><strong>Bireyleri ki</strong><strong>ş</strong><strong>isel marka yaratma çılgınlı</strong><strong>ğ</strong><strong>ına sürüklemek, huzursuzluk ve mutsuzluk yaratmaktan öteye geçmeyecektir</strong>. İnsanlar parayla satın alınıp, kullanılıp atılan ürünler değildir.</p>
<p><a href="http://www.haberler.com/hulya-avsar-a-marka-odulu-haberi/">Hülya Avşar</a>,  marka mıdır değil midir sohbetlerinin başını çeken ilk isim bildiğim  kadarıyla. Hülya Avşar, kişisel bir marka olmak için hareket etmedi. O,  bu mesleğe girdiğinde kişisel marka konusu gündem dahi değildi. Avşar,  istediği alanda başarılı olmak için ne gerektiyse onu yaptı. Sanatçı  oldu. Fark yaratmayı sevdi, sevdiği işi yapmak için peşinden koşturdu.  Hala da öyle yapıyor. <strong>Do</strong><strong>ğ</strong><strong>ru i</strong><strong>ş</strong><strong>ler yaptı</strong><strong>ğ</strong><strong>ında de</strong><strong>ğ</strong><strong>eri artan bir sanatçı olarak kariyerine devam ediyor.</strong></p>
<p><a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Acun_Il%C4%B1cal%C4%B1">Acun Ilıcalı</a>,  kişisel marka olmak için yola çıkmadı. En sevdiği iş neyse onun  peşinden koştu. Okulu takmadı, hayatı oyuna çevirdi. İş bulmak için MBA  yapmak zorunda olduğunu hissedenler gibi ünvanlar peşinde koşmadı. Üç  kuruş maaşla çalıştı, yıllar sonra emeklerinin karşılığını aldı. Kendi  sevdiği, inandığı, bildiği işleri yapabilmek ve yaptığının en iyisi  olmak için çaba harcadı. Oyunlar üzerine showlar hazırlıyor. Kimsenin  cesaret edemediği işleri alıyor, fark yaratıyor. <strong>Alanında en iyisi olmak için çabalıyor.</strong></p>
<p><a href="http://www.tog.org.tr/abs/templates/bos_sayfa.asp?articleid=539&amp;zoneid=60">İbrahim Betil</a>,  Toplum Gönüllüleri Vakfını kurarken marka olmayı değil, topluma fayda  sağlamayı hedefliyordu.  Yaptığı işte fayda sağladıkça, daha çok  tanınır, sevilir, sayılır oldu. Marka olduğunu söyleyen İbrahim Betil  değil, onu marka olarak görmek isteyenlerdir. İş dünyasında parmakla  gösterilen üst düzey yöneticiler arasındadır, çünkü bir çok profesyonel  en üst noktalarda ya kalmayı tercih eder, ya da nihayetinde emekli olup  danışmanlık yaparak hayatını devam ettirir. Betil, Türkiye’de nadir üst  düzey yöneticinin tercih ettiği bir işe gönül verdi. Hedefi marka olmak  değildir. <strong>De</strong><strong>ğ</strong><strong>erini yükselten, gönülden yaptı</strong><strong>ğ</strong><strong>ı i</strong><strong>ş</strong><strong>leri ba</strong><strong>ş</strong><strong>arıyla yerine getirmesidir.</strong></p>
<p><a href="http://kariyeryolculugu.com/blog/2009/08/31/2007/08/01/steve-jobs-ve-stanford-universitesi-mezuniyet-toreni-konusmasi/">Steve Jobs</a>,  marka olmak için değil, hayatına nasıl yön vereceğine karar verebilmek  için katıldığı tipografi dersine gönlünü kaptırdığı ve aldığı ilhamla  bugünün Apple fontlarını ortaya çıkararak hedefini bir yerde bulmuş  oldu. O, tutkulu olduğu işlerin peşinden koştu. Amacı kişisel marka  yaratmak değil, <strong>inandı</strong><strong>ğ</strong><strong>ı, tutkuyla ba</strong><strong>ğ</strong><strong>landı</strong><strong>ğ</strong><strong>ı konularda hayatı güzelle</strong><strong>ş</strong><strong>tirmek oldu.</strong> <a href="http://kariyeryolculugu.com/blog/2009/08/31/2007/08/01/steve-jobs-ve-stanford-universitesi-mezuniyet-toreni-konusmasi/">Lütfen bu konuşmasını izleyin</a>.</p>
<p>Örnekleri siz çoğaltın.</p>
<p><strong>Görüyoruz ki, marka olma kaygısı marka olamayanlarda var</strong>. Kişisel marka yaratmayı öğretmek isteyen danışmanlarda var.</p>
<p>Başarı elde etmiş insanlardaysa yola çıkarken ‚marka olmalıyım’ kaygısı yok.</p>
<p><strong>Onlarda, tutkuyla ba</strong><strong>ğ</strong><strong>lı oldukları i</strong><strong>ş</strong><strong>leri yapmak pahasına verdikleri çaba, göze aldıkları risk, risk almak için gereken cesaret ve ba</strong><strong>ş</strong><strong>arma iste</strong><strong>ğ</strong><strong>iyle birle</strong><strong>ş</strong><strong>mi</strong><strong>ş</strong><strong> azim var. </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Eğer değer yaratan bir insan olmayı hedeflerseniz, hayatta  istediğiniz başarı neyse onu yakalar ve yakalarken de tatmin duygusu  duyarsınız. Tutkunuz her neyse, onu gerçekleştirmek için giriştiğiniz  çabalar, kendinize ve etrafınıza artan değer katacaktır.</strong></p>
<p><a href="http://kariyeryolculugu.com/blog/2009/08/31/marka-olmak-icin-caba-harcamayin/">﻿Kaynak</a></p>
<p>Bu yazı <a href="http://www.askinyildiz.com/marka-olmak-icin-caba-harcamayin/">Marka Olmak İçin Çaba Harcamayın!</a> Aşkın Yıldız tarafından yazılmış olup: <a href="http://www.askinyildiz.com">Aşkın Yıldız'ın Kişisel Bloğunda</a> yayınlanmıştır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.askinyildiz.com/marka-olmak-icin-caba-harcamayin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hayal Satıcısı &#8211; Guy Kawasaki</title>
		<link>http://www.askinyildiz.com/hayal-saticisi/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=hayal-saticisi</link>
		<comments>http://www.askinyildiz.com/hayal-saticisi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 18 Aug 2010 21:34:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Başarı]]></category>
		<category><![CDATA[Finansal Zeka]]></category>
		<category><![CDATA[Pazarlama]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.askinyildiz.com/?p=299</guid>
		<description><![CDATA[Apple Computer’da 1980lerin başında Guy Kawasaki ve pazarlama ekibi salt bilgisayar satmıyordu.. Apple, IBM klonlarına direnecek ve üretim ve yaratıcılığı geliştirecek  Macintosh rüyasını satıyordu. Sadık ve had safhada tutkulu müşteriler hedefi ile, Apple bir “evangelizm” departmanı kurdu ve 3 şeyi başarabilecek pazarlamacılar istihdam etti: evangelize, evangelize, evangelize ( evangelize: duyguları güçlendirmek, insanların inanmasını sağlamak ) Guy [...]<p>Bu yazı <a href="http://www.askinyildiz.com/hayal-saticisi/">Hayal Satıcısı &#8211; Guy Kawasaki</a> Aşkın Yıldız tarafından yazılmış olup: <a href="http://www.askinyildiz.com">Aşkın Yıldız'ın Kişisel Bloğunda</a> yayınlanmıştır.</p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-medium wp-image-344" title="guy-kawasaki" src="http://www.askinyildiz.com/wp-content/uploads/2010/08/guy-kawasaki-200x300.jpg" alt="" width="200" height="300" /></p>
<p>Apple  Computer’da 1980lerin başında Guy Kawasaki ve pazarlama ekibi salt  bilgisayar satmıyordu.. Apple, IBM klonlarına direnecek ve üretim ve  yaratıcılığı geliştirecek  Macintosh rüyasını satıyordu. Sadık ve had  safhada tutkulu müşteriler hedefi ile, <span id="more-299"></span>Apple bir “evangelizm” departmanı  kurdu ve 3 şeyi başarabilecek pazarlamacılar istihdam etti: evangelize,  evangelize, evangelize ( evangelize: duyguları güçlendirmek, insanların  inanmasını sağlamak ) Guy firmanın baş evangelisti idi. Apple bu  yaklaşımı ile dini bir doktrini andıran bir olguyla gelişti. Apple  müşterileri inananlardır ve gerçek inananlar firmanın yaydığı duygusal  bağın kulaktan kulağa yayılmasını sağlar.  Evangelizm otantik bir satış  şeklidir zira kökleri fikirlerin, bakış açılarının ve umutların  paylaşılmasında yatar. Temelinde satıcı için değil genel için faydalı  olan vardır. Pek çok geleneksel satış şeklinden daha güçlüdür çünkü…</p>
<p><em> </em></p>
<ul>
<li><em><strong>Evangelizm otantiktir. </strong>Firmanız için bir evangelist olabilmek için, ürünlerine, hizmetlerine ve en önemlisi firmanın kendisine inanmalısınız. <strong>Tutkuyu taklit etmek zordur.</strong> Müşteriler prim odaklı bir satıcının kokusunu bir mil öteden alırlar<strong>. </strong></em></li>
<li><em><strong>Evangelizm uzun süreli ilişkileri içerir. </strong>Bakış açılarını, fikirleri ve değerleri paylaşmak müşterilerle uzun süreli ilişkiler tesis etmeyi sağlar.</em></li>
<li><em><strong>Evangelizm kendi kendini geliştirir</strong>. İnsanlar size, firmanıza ve nedenlerinize inandıkları vakit, sizin çatınız altında başkalarını da toplamak isterler.</em></li>
</ul>
<p><em><strong>Geleneksel satış kültürü ve Evangelizm karşılaştırması:</strong> </em></p>
<table border="1" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td><strong><em>Kavram</em></strong></td>
<td><strong><em>Geleneksel satış</em></strong></td>
<td><strong><em>Evangelizm</em></strong></td>
</tr>
<tr>
<td><em>Motivasyon</em></td>
<td><em>Para kazanmak</em></td>
<td><em>Dünyayı değiştirmek</em></td>
</tr>
<tr>
<td><em>Felsefe</em></td>
<td><em>Satmak</em></td>
<td><em>dönüştürmek</em></td>
</tr>
<tr>
<td><em>Metod</em></td>
<td><em>Zorla kabul ettirmek</em></td>
<td><em>Işık tutmak</em></td>
</tr>
<tr>
<td><em>Hedef</em></td>
<td><em>Kota</em></td>
<td><em>İlişki tesis etmek</em></td>
</tr>
<tr>
<td><em>Yüzde 10</em></td>
<td><em>Komisyon</em></td>
<td><em>Şan </em></td>
</tr>
<tr>
<td><em>Ne zaman</em></td>
<td><em>Sabah 8 – akşam 5</em></td>
<td><em>Her zaman</em></td>
</tr>
<tr>
<td><em>Nerede</em></td>
<td><em>Klüp binasında</em></td>
<td><em>Her yerde</em></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><em><strong> </strong></em></p>
<p><em><strong>Motivasyon</strong>: Firmanızın temel motivasyon kaynağı nedir? Para kazanmak mı, dünyayı değiştirmek, müşterilerin yaşamlarını iyileştirmek mi?<strong> </strong></em></p>
<p><em><strong>Metod:</strong> Satış metodunuz ne? Soğuk satış mı yapıyorsunuz, yoksa müşteriyi eğitip onlarla entellektüel sermayenizi mi paylaşıyorsunuz?</em></p>
<p><em><strong>Hedef:</strong> Satış çabalarınızda hedefiniz ne? Kotayı  tutturmak mı, yoksa sizi ailesine ve meslektaşlarına önerecek bir  müşteri ile uzun vadeli bir ilişki kurmak mı?Teknoloji endüstrisi  evangelizmin gücünü çoktan anladı bile. Bazı teknoloji firmaları ürün ve  hizmetlerinin fişeklediği duygusal bağa sahip çıkıp iç evangelistler  yaratıyorlar. Örneğin:</em></p>
<ul>
<li><em>Microsoft’un  ünvanları “geliştirici evangelist” ya da “mimar evangelist” olan dünya  çapında yüzlerce çalışanı var. Bunların görevi teknik bilgiyi paylaşmak  ve çalıştıkları bölgelerde bir topluluk yaratmak.</em></li>
<li><em>Adobe  Systems firmasında çalışan Jonathan Knowles firmanın Acrobat ve PDF  ürünlerini içeren ePaper bölümünün dünya çapındaki evangelistidir.  Görevi konferanslarda konuşmaktır. Prim de almaz</em></li>
</ul>
<p><em>Sizin  organizasyonunuz hangi kategoriye yatkın? Satış mı evangelizm mi? Eğer  cevabınız satış ise, işte size ekibinizi evangelizm ideolojisine  taşıyabilecek  6 adet fikir:</em></p>
<ol>
<li><em>Yukarıdaki tablodaki her kavramı bir grup ya da bireyle tartışıp sizin firmanızın hangi alanlarda zayıf kaldığını tespit edin.</em></li>
<li><em>Evangelizm skalasında kendinize not verin.</em></li>
<li><em>Müşterilerinizden size ve satıcılarınıza bu skala üzerinden not vermelerini isteyin.</em></li>
<li><em>Müşterilerinizin şu anda sizinle ilgili neyi sevdiklerini öğrenin.</em></li>
<li><em>Çalışanlarınızdan  bir kurul oluşturun ve tablodaki her bir metodun dönüştürülmesinde bir  plan hazırlayın. Bu tabloyu da bir rehber olarak kullanın; bir dogma  değil.</em></li>
<li><em>Stratejik olun. Önce en sadık ve istekli müşterilerinize yaklaşın; en tutkulu olanlar onlardır.</em></li>
</ol>
<p><em>Burada  en üst hedef kar değildir. Hedef yaptığınız şeye duyduğunuz tutkuyu  sizinle paylaşacak müşteriler bulmak ve onlarla iletişime geçmektir.</em></p>
<p><em>Bu da bizi en baştaki soruya götürüyor: Siz bir satıcı mısınız yoksa bir evangelist* mi?* Evangelist: İncil&#8217;i öğretip dini duyguları kuvvetlendirmek amacından hareket eden gezici vaiz.</em></p>
<p><em>Çeviri: <a href="http://www.evrimkuran.com/">Evrim Kuran</a></em></p>
<p><em>Kaynak: <a href="http://www.evrimkuran.com/default.aspx?pid=47032&amp;nid=59427">Bir Ürün mü Bir Rüya mı Satıyorsunuz? &#8211; Ben McConnell &amp; Jackie Huba</a></em></p>
<p><em> </em></p>
<p>Bu yazı <a href="http://www.askinyildiz.com/hayal-saticisi/">Hayal Satıcısı &#8211; Guy Kawasaki</a> Aşkın Yıldız tarafından yazılmış olup: <a href="http://www.askinyildiz.com">Aşkın Yıldız'ın Kişisel Bloğunda</a> yayınlanmıştır.</p>
<h4>İlgili Etiketler:</h4><ul><li><a href="http://www.askinyildiz.com/hayal-saticisi/" title="evangelist marketing">evangelist marketing</a></li><li><a href="http://www.askinyildiz.com/hayal-saticisi/" title="hayal satıcısı">hayal satıcısı</a></li><li><a href="http://www.askinyildiz.com/hayal-saticisi/" title="kawasaki apple">kawasaki apple</a></li><li><a href="http://www.askinyildiz.com/hayal-saticisi/" title="kawasaki hayalleri">kawasaki hayalleri</a></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.askinyildiz.com/hayal-saticisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Değişimin Önündeki Engeller?</title>
		<link>http://www.askinyildiz.com/degisimin-onundeki-engeller/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=degisimin-onundeki-engeller</link>
		<comments>http://www.askinyildiz.com/degisimin-onundeki-engeller/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 02 Aug 2010 07:27:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Başarı]]></category>
		<category><![CDATA[Finansal Zeka]]></category>
		<category><![CDATA[Pazarlama]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.askinyildiz.com/?p=291</guid>
		<description><![CDATA[“Yeni düzen oluşturmak kadar güç, başarı şansı az ve uygulanması tehlikeli olan başka bir şey yoktur. Çünkü, eski düzenden çıkarı olanların tümüDeğişimi isteyenlerin düşmanıdırlar. Yeni düzenden yararlanacak olanlar da, değişime sadece pasif bir destek sağlarlar. Bu desteğin pasif olmasının nedeni, biraz eski düzenden yana olanların düşmanlığından korkmaktan, biraz da insanların yeni ve denememiş şeylere karşı [...]<p>Bu yazı <a href="http://www.askinyildiz.com/degisimin-onundeki-engeller/">Değişimin Önündeki Engeller?</a> Aşkın Yıldız tarafından yazılmış olup: <a href="http://www.askinyildiz.com">Aşkın Yıldız'ın Kişisel Bloğunda</a> yayınlanmıştır.</p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-medium wp-image-294" title="degisim" src="http://www.askinyildiz.com/wp-content/uploads/2010/08/degisim-269x300.jpg" alt="" width="269" height="300" /></p>
<p><em>“Yeni düzen oluşturmak kadar güç, başarı şansı az ve uygulanması tehlikeli o</em><em>lan başka bir şey yoktur. Çünkü, eski düzenden çıkarı olanların tümü</em><em>Değişimi isteyenlerin düşmanıdırlar. Yeni düzenden yararlanacak olanlar da, d</em><em>eğişime sadece pasif bir destek sağlarlar. Bu desteğin pasif olmasının n</em><em>edeni, biraz eski düzenden yana olanların düşmanlığından korkmaktan, b</em><em>iraz da insanların yeni ve denememiş şeylere karşı duydukları g</em><em>üvensizlikten kaynaklanır. Bundan şu sonuç çıkar: Düşmanlar her zaman ş</em><em>iddetle saldırırlar. Diğerleri ise pasif bir şekilde karşı koyarlar.”</em><strong><em>Niccolo Machiavelli </em></strong><em>(1469-1527)</em></p>
<p><em><span id="more-291"></span></em>Dünyada  değişim rüzgârları eserken, Türkiye değişim sancıları çekiyor. Toplumun  çeşitli kesimlerinin artan değişim taleplerine rağmen, ülkemizde  yapısal reformlar yapılamıyor ve değişim projeleri bir türlü  gerçekleştirilemiyor. Bir taraftan değişimi istiyoruz, öte tarafta,  değişime karşı direniyoruz&#8230; Sanıyorum, değişimi niçin  gerçekleştiremediğimizi ortaya koyabilmek için değişimi, aktif ya da  pasif olarak engelleyen kesimlerin ve/veya faktörlerin bir analizini  yapmamız gerekir.  Bu yazımda değişime karşı direnen kesimlerin/faktörlerin bir tahlilini yapmaya çalışacağım:<strong> </strong></p>
<p><strong></strong><strong>1. Statüko</strong>. En başta <em>Status Quo </em>,  yani “mevcut kurulu düzen” değişime engel olmakta. Siyasal partiler  iktidara gelmeden önce değişim ve reform vaadinde bulunuyorlar. Ancak,  iktidara geldiklerinde vaat ettikleri reformları gerçekleştirme  cesaretini ve samimiyetini ortaya koyamıyorlar. Örneğin, siyasal  iktidarların özelleştirme ve yerelleştirme gibi reformları  gerçekleştirememelerinin nedeni sahip oldukları güç ve yetkileri  ellerinden bırakmak istememeleri.</p>
<p><strong>2. Çıkar ve baskı grupları. </strong>Çıkar  grupları en az statüko kadar değişime direnme eğiliminde. Çıkar ve  baskı grupları (özel şirketler, holdingler, ticaret ve sanayi odaları  vs.) genellikle kendi özel çıkarlarına uygun olan reformları  desteklemekte, çıkarlarına uygun olmayan konularda değişime karşı  direnebilmektedirler. Bir taraftan globalleşmeyi ve ekonomide  serbestleşmeyi savunan özel sektör, diğer tarafta, çıkar ve baskı  grupları aracılığıyla gizli ya da açık olarak dış ticaretin  serbestleştirilmesini engelleme yönünde mücadele edebilmektedir. Çıkar  grupları, uluslararası ticaret üzerindeki tarifelerin indirilmemesi &#8211;  hatta artırılması- ve ithalata miktar kısıtlamalarının (kota vs.)  getirilmesi yönünde yoğun olarak lobicilik girişiminde  bulunabilmektedirler. Ülkemizde bu böyle olmuştur.</p>
<p><strong>3. Hoşnutlar grubu</strong>.  Hali-vakti iyi olan zenginler ile statükodaki gelir, makam, prestij vs.  konumlarından memnun olan herkesi bu gruba dahil etmek mümkün. Göreceli  olarak toplumda daha iyi yaşam standardına sahip olan herkesi  “hoşnutlar grubu”na dahil ediyorum. Bu kesim için değişim çok önemli,  ancak değişimin yapılamamasının bu kesim üzerindeki maliyeti diğer  kesimlere göre daha düşük. Örneğin, hoşnutlar grubunun üyeleri hastane  kuyruklarında çile çekmek zorunda kalmadıkları için sağlık reformunun  gerçekleştirilmesi bunlar için o kadar büyük bir sorun olarak  görünmüyor. Bu kesim, ya parasını vererek özel hastanelere gidebiliyor  veyahut ta sahip oldukları makam, mevki vs. dolayısıyla devlet  hastanelerinden çile çekmeden ayrıcalıklı olarak yararlanabiliyor. Aynı  şekilde, parasını vererek çocuğunu özel okullara gönderen kesim için  eğitim reformunun gerçekleştirilmesi o kadar önem taşımazken, belirli  bir kesim çaresizce devlet okullarındaki kalitesizliğe razı oluyor.  Özetle, hoşnutlar grubu mensupları çoğunlukla pasif davranışları  dolayısıyla değişimin gerçekleştirilmesine bir katkıda  bulunmamaktadırlar.</p>
<p><strong>4. Kinikizm ve kirene ahlakı. </strong>Kinikizm bir ahlak felsefesidir. Snop’lu Diojen’in <em>“gölge etme başka ihsan istemem” </em>sözü  kinik felsefenin temelini oluşturur. Kirene ahlakı ise bir haz ahlakı  (hedonizm) anlayışıdır. Kirene ahlak felsefesine göre insan kendisine  haz vermeyen şeylerden uzak durmalıdır. İşte bu kinik ve kirene ahlakına  sahip olan kimseler aktif olarak değişime direnmeseler de pasif  tavırları ile değişimin gerçekleştirilmesine bir katkıda bulunmazlar.  Her toplumda “görmedim, duymadım, konuşmadım” formatına uygun bireyler  bulunmaktadır. <em>“Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın&#8230;” </em>mantalitesinin yaygın olduğu bir toplumsal kültür ortamında değişimi gerçekleştirmek gerçekten güçtür.<strong> </strong></p>
<p><strong></strong><strong>5.Bilgisizlik. </strong>Eğitim  ve kültür seviyesinin düşük olduğu bir toplumda değişimin  gerçekleştirilmesi kolay değildir. Bazen bildiğimizi sandığımız şeyler  “bilimsel bilgi” değil, sadece bildiklerimizdir!&#8230; İnsanoğlunun  bilgisini şekillendiren genellikle yaşadığı çevredir. Yine insanoğlu,  doğası itibariyle sahip olduğu bilginin “doğru bilgi” olduğu konusunda  ısrarlıdır. Oysa “öğrenilen bilgi”, çoğunlukla ya “taraflı bilgi”dir ya  da “eksik bilgi”dir. İşte tüm bu nedenler dolayısıyla değişimi  gerçekleştirmek kolay değildir. Bilgisizlik, değişimin önündeki en büyük  engellerden birisidir. Değişim için yüzeysel değil, “derin bilgi”  gerekir.<strong> </strong></p>
<p><strong></strong><strong>6. Bigotizm ve dogmatizm</strong>.  Bilimsel ve mantıksal bir açıklama olmaksızın; kanıt ve bulgulara  dayanmaksızın herhangi bir ideolojiye, doktrine, düşünceye veya partiye  olan bağlılık (dogmatizm) ve sabit fikirlilik (bigotizm) değişimin  gerçekleştirilmesini engellemektedir. Bu gruptaki insanları “tabuların  köleleri” olarak adlandırmanın uygun olabileceğini düşünüyorum.<strong> </strong></p>
<p><strong></strong><strong>7. Muhafazakârlık ve geleneklerin tiranlığı</strong>.  Din faktörünün dışında toplumda gelenek ve görenekler genellikle  değişime şüphe ile bakılması ve hatta aktif olarak değişime karşı  çıkılması sonucunu doğurabilir. Maalesef, her toplumda belirli  muhafazakar çevreler değişime çoğu zaman şüphecilikle yaklaşmakta, bazen  pasif tavırları ile bazen de aktif direnç göstererek engel  olmaktadırlar. Büyük reformistlerden Abraham Lincoln’ın güzel bir sözü  var: <em>“Muhafazakarlık nedir? Eskiye hayran olmak, yeniye ise muhalif olmak değil midir?” </em>Bazı  geleneklere, örf ve adetlerimize elbette hayran olmalı, saygı duymalı  ve onları korumalıyız. Ancak bunu yaparken yeniliklere ve evrensel  değerlere karşı da “tutucu” olmamalıyız. Özetle, geleneklerin tutsağı ve  kölesi olmamalı; geleneklerin tiranlığı altında ezilmemeliyiz. Ne kör  değişim sevdalısı, ne de kör bir muhafazakâr olmalıyız.<strong> </strong></p>
<p><strong></strong><strong>8. Korku. </strong>İnsanın  doğasında yeni şeylere karşı bir korku veya şüphe daima mevcuttur.  Korku, değişimin gerçekleştirilmesini güçleştirir. Bunun dışında  koltuğunun ve makamının elinden gideceğinden korkan bazı parti  liderleri, bürokratlar ve kamu görevlileri de radikal kararlar almak ve  uygulamaktansa mevcut düzene uyma eğilimini yeğleyebilirler. Sonuç  olarak, korku, değişimi engelleyen bir diğer faktördür.<strong> </strong></p>
<p><strong></strong><strong>9. Aşırı milliyetçilik ve şovenizm. </strong>Toplumda bazen <em>“batı adetleri bize uymaz” </em>gibi  ifadeleri duyarız. Bu yaklaşım genellikle aşırı milliyetçi bazı  kesimler tarafından dile getirilir. Onlara göre tek doğru olan milli ve  yerel değerlerdir. Oysa, bu dar zihniyeti aşıp, milli ve yerel  değerlerle <em>birlikte </em>global/evrensel değerleri de tanımamız  gereklidir. Ne sadece global düşünmeli, ne de global dünyayı dışlayan  bir yerel akla sahip olmalıyız. Deyim yerindeyse &#8221;Glokal&#8221;<strong> </strong>düşünebilmeliyiz! “Global ve “Lokal” (yerel) kelimelerinden türetilmiş olan &#8221;Glokal&#8221; kavramını bu açıdan kullanmayı yeğliyorum.</p>
<p><strong>10. Sosyalist ideoloji. </strong>Dünyadaki  yeni konsensüs bir kaç ülke hariç sosyalizmi ve komünizmi dünya  haritasından silmiştir. Sosyalistler ve komünistler hala, özellikle  piyasa ekonomisi yönündeki değişim ve yeniden yapılanma önerilerini  reddetmekte ve bunlara karşı olmayı sürdürmektedirler.</p>
<p><strong>11. Devletçi sosyal demokratlar. </strong>Dünyadaki  değişim trendine karşı olmayı sürdüren kesimlerden bir diğeri eski  devletçilik anlayışına sahip sosyal demokratlardır. Kendilerini  “yenilikçi” ya da “yeni sol” akımının temsilcileri olarak adlandıran bir  grup sosyal demokrat ise dünyadaki değişim trendine ayak uydurma çabası  içindedir.<strong> </strong></p>
<p><strong></strong><strong>12. İşçi sendikaları. </strong>Bugün  işçi sendikaları birçok ülkede değişimin önündeki engellerden birini  oluşturmaktadır. Örneğin, işçi sendikaları ve konfederasyonları; sosyal  haklarının artırılması, maaşlarının yükseltilmesi için mücadele ederken,  öte yanda verimliliğin artırılmasının temeli olan özelleştirme  reformuna ya da emeklilik yaşının ve emeklilik sisteminin  değiştirilmesini öngören sosyal güvenlik reformuna karşı  direnebilmektedirler.</p>
<p><strong>13. Ordu. </strong>Statükoda  gücü elinde tutan önemli bir kesim de ordudur. Dünyadaki değişim,  savunma politikalarında ve askeri insan gücü tedarikinde radikal  reformlar yapılmasını kaçınılmaz kılmaktadır. Ancak, silahlı kuvvetler  hala birçok ülkede eleştirilemeyen bir “tabu” konumunu ve dokunulamayan  “güç” pozisyonunu sürdürmektedir. Silahlı kuvvetler genellikle “kapalı”  bir organizasyondur. Yine silahlı kuvvetler genellikle eleştirilere açık  olmayan, hatta kendisine yöneltilecek olan eleştirileri yasaklayan ve  cezalandıran bir konumdadır. Özetle, değişimin belki de en başta  başlatılması gereken yerlerden birisi olan orduda “yeni düzeni  oluşturmak kadar güç, başarı şansı az ve uygulanması tehlikeli olan bir  şey yoktur.” (Machiavelli’nin ifadeleriyle!&#8230;)<strong> </strong></p>
<p><strong></strong><strong>14. Medya. </strong>Medya  bir taraftan doğruluk, tarafsızlık, objektiflik ve sorumluluk  ilkelerini göz ardı ederek yayınlar yaparken, öte tarafta değişim ve  yeniden yapılanma konusunda çeşitli yayınlar yaparak halkı  bilgilendirmeye çalışmaktadır. Ancak bu paradoks bir kısım medya  güçlerinin samimi ve dürüst olmadığını göstermektedir. Basının işine  geleni yazması, son yıllarda basın ahlakının giderek bozulduğunu ve  yozlaştığını ortaya koyuyor. Kendisi dürüst davranmayan bir kısım  medyanın temiz toplum için değişim özlemini dile getiren yayınlar  yapmasını anlamak pek o kadar kolay değildir!&#8230; Değişimin halk  tarafından benimsenmesinde medyanın çok önemli bir rolü bulunmaktadır.  Ancak, medya kimi zaman kendi ideolojisinin savunusunu yaptığı için,  kimi zaman da özel çıkarı dolayısıyla statükoyu temsil eden siyasal  iktidarı ya da bir başka siyasal partiyi desteklediği için değişimin  gerçekleşmesine aktif olarak direnebilmektedir.<strong> </strong></p>
<p><strong></strong><strong>15. Atalet. </strong>Fizikte  bir cismin harekete karşı dayanıklılığını ifade eden bir kavram olan  atalet, sosyal değişim için de geçerli olabilir. Kısaca, atalet bir  insanın ya da organizasyonun değişmeden aynı durumda kalma eğilimini  ifade eder. Atalete sahip bireyler, değişimi pasif bir şekilde  engellerler.<strong> </strong></p>
<p><strong></strong><strong>16. Kıskançlık ve anlaşmazlık</strong>.  Bireyler arasında kıskançlık ve anlaşmazlık da değişimin  gerçekleştirilmesini engelleyebilir. Aynı fikirleri savunan siyasal  partilerin ya da bireylerin aynı çatı altında mücadele ederek değişimi  gerçekleştirmeleri pekala mümkünken bundan bilinçli olarak kaçtıklarını  görebiliyoruz. Türkiye’de siyasal parti liderlerinin aralarındaki  anlaşmazlıklar ve kıskançlıklar bir çok alanda birlikte değişim için  mücadele edilmesini engellemektedir.<strong> </strong></p>
<p><strong></strong><strong>17. Siyasal miyopluk. </strong>Sadece  oy maksimizasyonu gayreti içinde olan bir kısım politikacılar, belediye  başkanları vs. seçilmiş kimseler, oy kaybına uğramamak için bazı  radikal reformları veya projeleri gerçekleştirmekten kaçınabilirler.  Bunun yerine kısa dönemde seçmenin gözünü boyayacak faaliyetlere ağırlık  verebilirler. Daha açık olarak ifade etmek gerekirse, değişimi  gerçekleştirmek maliyetlidir ve cesaret ister. Mevcut konumundan mahrum  kalmak istemeyen seçilmişler, değişimin sadece sözde taraftarlığını  yaparlar; iş reform yapmaya gelince bunda cesaret gösteremezler.<strong> </strong></p>
<p><strong></strong><strong>18. Değişimi yararsız ve önemsiz görme</strong>.  Değişim olsa da toplumdaki güç kompozisyonunda bir farklılık  olmayacağına ve problemlerin yine belirli kesimler için var olacağına  inanma, insanları değişim için mücadele etmekten alıkoyabilir. Romalı  şair ve hicivci Horace’nın <em>“değişim genelde zenginin işine yarar.” (Plerum que gratae divitibus vices) </em>sözü  bazıları için çok doğru ve anlamlıdır. Böyle düşünen insanlar doğal  olarak değişime pek sıcak bakmazlar. Daha genel olarak ifade etmek  gerekirse, “böyle gelmiş, böyle gider” felsefesinin yerleşmiş olduğu bir  toplumda değişimi gerçekleştirmek o kadar kolay değildir.<strong> </strong></p>
<p><strong></strong><strong>19. Grup körlüğü</strong>.  Bazen bireylerin belirli bir sosyal grup ve çevre içerisinde  yetişmeleri ve zamanlarının önemli bir kısmını bu kesim içerisinde  geçirmeleri sahip oldukları değer yargılarını değiştirmelerine engel  teşkil edebilir. Grup körlüğü şüphesiz değişimi gerçekleştirmeye engel  olabilecek önemli bir faktördür.</p>
<p><strong>20. Medokrati. </strong>Toplumsal  olaylara karşı kayıtsız olan bir grup da medokrati (mediocrity) olarak  adlandırılan kimselerdir. Bu kimseler kendi halinde, suya-sabuna el  dokundurmayan türden insanlardır. Bir konu ile ilgili görüş  bildirmekten, yorum yapmaktan bilinçli olarak kaçınırlar. Evet ya da  hayır demek yerine susmayı, çekimser kalmayı yeğlerler. Bu medokratik  mantalite de değişim için birlikte mücadele edilmesini  güçleştirmektedir.</p>
<p><strong>Değişim ve Hipokrasi&#8230; </strong>Ülkemiz  açısında değerlendirildiğinde yukarıda 20 ana başlık altında  özetlediğimiz faktörlerin ve/veya kesimlerin değişimin  gerçekleştirilmesine engel olduklarını söylemek mümkün. Sadece belirli  bir kesim ya da belirli bazı faktörler değil, tüm yukarıda sayılanlar  değişimin gerçekleştirilmesini güçleştirmekte ve bu konuda engel teşkil  etmektedirler. Çok ilginçtir, yukarıda saydığımız kesimlerin birçoğu  değişimi görünürde istemekte, bunun için mücadele etmektedir. Ancak ne  zaman ki, değişim kendi çıkarlarına uygun değilse o zaman, bu kesimler  değişime ya aktif olarak direnmekte ya da pasif davranışı ya da ataleti  yeğlemektedirler. Maalesef her toplumda değişimin Hipokratlığını yapan  insanlar ve belirli kesimler bulunmaktadır. Bu insanlar ya da kesimler  gerçekte samimi ve dürüst değildirler. Bu “değişim Hipokratları”, kendi  çıkarlarına ters düştüğü anda değişime hemen muhalif  olabilmektedirler&#8230; Edgar Watson Howe adlı bir yazarın gayet güzel bir  şekilde ifade ettiği üzere <em>“reformların bir ucu kendi ayağına dolaşmadığı sürece, herkes reformcudur.” </em>Oysa  değişim için dürüst ve samimi olmak gerekir&#8230; Değişim için inançlı ve  kararlı olmak gerekir&#8230;“Sosyal dönüşümler yüzyılı” olarak adlandırılan  20. yüzyıldan yeni bir yüzyıla doğru yaklaşırken ülkemizde, yapısal  reformların ve değişim projelerinin daha fazla geciktirilmemesi gerekir.  Bertrand Russell’in dediği gibi, <em>“dünyayı anlama ve değişim isteği ilerlemenin iki büyük motorudur.” </em>Dünyadaki  değişimin yönünü ve yeni global değerleri anlamakta ve bunları  gerçekleştirmekte daha fazla gecikmemeliyiz. Değişim için mücadele  etmeliyiz&#8230; Değişim için cesaretli olmalıyız&#8230; İyi düşünülmüş ve iyi  planlanmış radikal değişim projelerini süratle uygulamalıyız. Son  olarak, -okuyucularımın anlayışına sığınarak- bir başka büyük  düşünürden bir güzel alıntı ile sözlerimi tamamlamak istiyorum:</p>
<p><em>“Sadece çok akıllılar ve çok aptallar asla değişmezler.” </em><strong>Konfüçyüs </strong></p>
<p>Kaynak <img src='http://www.askinyildiz.com/wp-includes/images/smilies/icon_razz.gif' alt=':P' class='wp-smiley' /> rof. Dr. Coşkun Can Aktan</p>
<p>Bu yazı <a href="http://www.askinyildiz.com/degisimin-onundeki-engeller/">Değişimin Önündeki Engeller?</a> Aşkın Yıldız tarafından yazılmış olup: <a href="http://www.askinyildiz.com">Aşkın Yıldız'ın Kişisel Bloğunda</a> yayınlanmıştır.</p>
<h4>İlgili Etiketler:</h4><ul><li><a href="http://www.askinyildiz.com/degisimin-onundeki-engeller/" title="medokrati etkisi">medokrati etkisi</a></li><li><a href="http://www.askinyildiz.com/degisimin-onundeki-engeller/" title="değişimin önündeki engeller">değişimin önündeki engeller</a></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.askinyildiz.com/degisimin-onundeki-engeller/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hangi seçenek sizin için uygun?</title>
		<link>http://www.askinyildiz.com/hangi-secenek-sizin-icin-uygun/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=hangi-secenek-sizin-icin-uygun</link>
		<comments>http://www.askinyildiz.com/hangi-secenek-sizin-icin-uygun/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 22 May 2010 14:23:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Finansal Zeka]]></category>
		<category><![CDATA[Pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya Pazarlama]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.askinyildiz.com/?p=252</guid>
		<description><![CDATA[Robert KIYOSAKI &#38; Donald TRUMP Rich Dad’s CASHFLOW Quadrant isimli kitabımın hayatını değiştirmek isteyen birçok insana yardımcı olduğunu düşünmekteyim. Burada kitabımda kullandığım bu terminojiden örnekler vererek network marketing sisteminin avantajlarından ve bu sistemi kullanan kişilerin bazı özelliklerinden bahsetmek istiyorum… E- Eleman ve işçi olmayı kabul edenler S- Serbest meslek sahibi veya küçük işletme sahibi girişimciler [...]<p>Bu yazı <a href="http://www.askinyildiz.com/hangi-secenek-sizin-icin-uygun/">Hangi seçenek sizin için uygun?</a> Aşkın Yıldız tarafından yazılmış olup: <a href="http://www.askinyildiz.com">Aşkın Yıldız'ın Kişisel Bloğunda</a> yayınlanmıştır.</p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-medium wp-image-118" title="cash-flow" src="http://www.askinyildiz.com/wp-content/uploads/2009/11/cash-flow-300x211.jpg" alt="" width="300" height="211" /></p>
<p><strong>Robert KIYOSAKI &amp; Donald TRUMP</strong></p>
<p><strong>Rich Dad’s CASHFLOW Quadrant</strong> isimli kitabımın hayatını değiştirmek isteyen birçok insana yardımcı olduğunu düşünmekteyim. Burada kitabımda kullandığım bu terminojiden örnekler vererek network marketing sisteminin avantajlarından ve bu sistemi kullanan kişilerin bazı özelliklerinden bahsetmek istiyorum…</p>
<p><span id="more-252"></span></p>
<p><strong>E- </strong>Eleman ve işçi olmayı kabul edenler</p>
<p><strong>S- </strong>Serbest meslek sahibi veya küçük işletme sahibi girişimciler</p>
<p><strong>B- </strong>Büyük iş adamı olanlar. Donald Trump bu gruba örnek verilebilir.</p>
<p><strong>I- </strong>İşletmeci veya yatırımcılar</p>
<p>NEDEN NETWORK MARKETİNG?</p>
<p>Network Marketing’i ilk duyduğumda bu sisteme karşı çıkmıştım. Fakat daha sonra düşününce bu sistemin ciddi bir fırsat olarak birçok avantajı olduğunu gördüm. Eğitim, kişisel tecrübe ve karakterin uzun vadede başarılı olmak adına çok önemli olduğunun herkes farkındadır. Network marketing sistemine baktığımızda ise; birçok network marketing firmasının kişisel gelişim anlamında motivasyon, kişisel gelişim vb eğitim programlarıyla üyelerine bireysel başarı anlamında ciddi katkılarda bulunduklarını görmekteyiz.</p>
<p>Okulların çoğunda verilen eğitimlerle kişilerin E veya S dilimlerinde yer alacak kadar donatıldığını görmekteyiz. Bu elbette birçok kişi için iyi olmakla birlikte aslında bu kişilerin hayatlarını harcamalarını gerektiren uzun bir süreçtir. Yine MBA programlarının çoğunun da aynı şekilde kişilere biraz daha yüksek gelirli işler elde etme imkanı sağlasa da E diliminde yer almalarına yetecek kadar vizyonel bakış açısı kazandırdığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu kişilerin bir bölümü uluslar arası firmalarda üst kademelerde görev alsalar da B dilimine yükselemezler.</p>
<p>Network Marketing: Yaşamını Değiştirmek İsteyen İnsanların Sektörü</p>
<p><strong>Eğer E veya S diliminde yer alıyor ve bunu değiştirmek istiyorsanız ne yapabilirsiniz?</strong> B dilimde yer almak için ne yapmalısınız? B dilimi için gerekli eğitim ve donanıma nasıl ve nereden ulaşabilirsiniz? Ben tüm bu soruların cevabının Network Marketing’de olduğuna inanıyorum, size tavsiyem kafanızda bunlara benzer sorular varsa network marketing işine başlamanızdır. Network Marketing sektörünü özellikle B diliminde yer almak isteyen ve bunun gerekli olan tutum ve yeteneklere sahip olmayı arzulayan kişilere tavsiye ediyorum.</p>
<p>B dilimde yer almak girişimciliğin yanı sıra mücadele azmi ve hayata karşı meydan okumayı gerektirmektedir. Ancak E ve S dilimlerinde yer almak herhangi bir yetenek gerektirmediği gibi fazla çaba ve emek de gerektirmemektedir. E ve S dilimindeki kişiler genellikle B dilimini hedeflemez ve bu dilimde yer almak onlara ütopik gelir ve bu konuda da sürekli bahaneler öne sürerler. En çok karşılaşılan cümle ise; Eğer kendi işinin sahibi, iyi gelire sahip bir girişimci olmak kolay olsaydı herkes olurdu…</p>
<p>B dilimde yer almak, iyi bir girişimci olmak için gereken en önemli vasıf sanırım sabırlı olmak ve azimli çalışkan bir iradeye sahip olmaktır. Çünkü herhangi bir yetenek ve çaba gerektirmeyen E ve S diliminde çok fazla insan bulunmaktadır.</p>
<p>Korkularımın ve utangaçlığımın üstesinden gelmeyi uzun zaman önce öğrendim tabi bu arada motivasyonumu üst safhada tutmayı, sürekli zirveye çıkmayı hedeflemeyi de öğrenmiş oldum. Network Marketing veya serbest girişimci olsun B diliminde yer almak isteyenlerin kişisel özelliklerini, tecrübe ve yeteneklerini geliştirmeleri gerekmektedir. B dilimi için gerekli en önemli yetenek ise kesinlikle liderliktir. Eğer hem kendi korku ve şüphelerinizin üstesinden gelebiliyor ve hem de başkalarının da korku ve endişelerinin üstesinden gelmesine yardımcı olabilecek yeteneğe sahipseniz sizde de B dilimi için gerekli yetenek var demektir.</p>
<p>Özel yetenek veya ustalık gerektiren iş alanlarında kendi işinin sahibi olan veya benzer şekilde kendi işinin sahibi olan ve S diliminde yer alan birçok insan tanımaktayım. Bu kişiler işlerini büyütmek istemelerine rağmen gerekli olan liderlik ve azme sahip olamadıklarından dolayı küçük işletme sahibi olmanın ötesine geçememektedirler. Çünkü genellikle çoğu kimse bu kişileri takip etmek istemez. Aynı şekilde çalışanları da bu kişilerin liderliklerine güvenmezler.</p>
<p>Forbes Dergisine göre Büyük İş adamları yani B diliminde yer alanlar 500 den fazla kişiyi çalıştıran ve idare edenlerdir. Bu tanım liderlik yeteneğinin B dilimi için neden hayati önem taşıdığını açıklamaktadır.</p>
<p><strong>NETWORK MARKETİNG B DİLİMİNİNDE YER ALAN BİR İŞTİR.</strong></p>
<p>B diliminde yer almak ve bu dilimdeki bir iş kurmak hiç kolay değildir. Kendinize şunları sormalısınız. Ne alacağımı biliyor muyum? Bu işte istediğim noktaya gelene kadar hayat standartların altına düşmeyi göze alabilecek miyim? Lider ve yol gösterici olmayı öğrenebilecek miyim? İçimdeki güçlü ve zengin insanı dışarı çıkarmaya hazır mıyım? Eğer bu sorulara cevabınız EVET ise hemen bir Network Marketing işine başlamalı ve bu sistemde mevcut olan eğitim programını biran önce almaya çalışmalısınız. Firmanın ürünlerine ve marketing planına odaklanınıp ve aynı zamanda kişisel gelişim ve diğer eğitim programlarını da muntazam bir şekilde takip etmeye başlamalısınız&#8230;</p>
<p>Network Marketing işi B diliminde yer alan bir iş modelidir çünkü bana göre bir işte veya yatırımda olması gereken birkaç kriter bulunmaktadır. Bunlar;</p>
<p><strong>1. Kaldıraç:</strong> Diğer insanları benim için çalışabilecekleri duruma getirebilir veya eğitebilir miyim?</p>
<p><strong>2. Kontrol:</strong> Bana ait bir sistemi kurup bu sistemi muhafaza edebilir miyim?</p>
<p><strong>3. Yaratıcılık:</strong> Kuracağım iş kişisel bilgi, tecrübe ve yeteneklerimi geliştirmeme ve daha iyi bir konuma gelmeme izin verecek mi?</p>
<p><strong>4. Genişletme:</strong> Kuracağım iş sürekli ve sonsuz bir büyüme imkanı tanıyabilecek mi?</p>
<p><strong>5. Ön Görme:</strong> Gelirim ve beklentilerim birbiriyle uyuşacak mı? Başarılı olursam gelirim sıkı çalışmam ve başarımla doğru orantılı olarak artacak mı? Önceden öngörebileceğim bir yapılanma içersine girebilecek miyim?</p>
<p><strong>EKSTRA DEĞERLERİNDEN, GETİRİLERİNDEN BAZILARI</strong></p>
<p>Vergiden Muaf Gelir Elde Etme:<br />
Mevcut işinizi koruyarak part-time olarak başlayabileceğiniz network marketing işinizde vergileriniz ve her türlü yasal işlemler firmanız tarafından karşılanacağı için bunlara ekstra zaman harcamanız gerekmemektedir.</p>
<p>Ayrıca bu işten kısa sürede bir işçiden hatta orta kademe bir yöneticiden bile daha fazla para kazanabilirsiniz…</p>
<p>Aynı Fikir ve Düşüncelere Sahip, Ortak Vizyon Sahibi İnsanlarla Tanışma:<br />
Kendi işimi kurmaya yani B diliminde yer almaya karar verip işimden ayrıldığımda E diliminde yer alan arkadaşlarımın çoğu benim bir çılgın olduğumu düşündü. Onlar benim düzenli bir iş ve düzenli gelir (maaş çeki) den neden vazgeçtiğimi anlamadılar. Ancak daha sonra başarılı olduğumda anladılar ve elbette o zaman etrafımdaki insanlarda benimle aynı fikirde olan ve B diliminde yer alan kişilerden oluşmuştu ve bu oldukça keyifli bir durum oluşturmaktadır.</p>
<p>Kendinize Zaman Ayırmak:<br />
Herhangi bir dilimde yükselmek ve başarılı bir iş düzeni kurmak zaman almakta ve aynı zamanda da çaba gerektirmektedir. Eğer E diliminde iseniz şirketin üst basamaklarına tırmanmak ve iyi gelir seviyesine ulaşmak için oldukça fazla zaman ve aynı zamanda da çaba sarf etmeniz gerekmektedir, tabi bunları yapmanız bile şirketinizde yükselmeniz anlamına gelmeyecektir. Eğer S diliminde yer alıyorsanız da aynı şekilde çok fazla zaman harcamanız gerekecektir. İyi bir doktor veya avukat olabilmek için uzun yıllar okumak ve ardından da deneyim kazanmak için yıllarca çaba sarf etmek gerekmektedir. B diliminde yer almak da aynı şekilde çaba ve zaman gerektirmekte ayrıca B diliminde kendinizi işinize adamanız da gerekmektedir. Ancak başarılı olduktan sonra B diliminde diğerlerinde olduğu kadar çok çalışmanız gerekmektedir. Başarılı bir iş kurmak benim yıllarımı aldı ancak başarıyı yakaladıktan sonra ise daha az zaman harcayarak daha iyi gelir elde etmeye başladım. Böylece kendime daha fazla zaman ayırabildim. Bu noktada kendinize en az 5 yıl zaman vermeniz gerekecektir ondan sonrasında ise daha fazla boş zamanınız mutlaka olacaktır.</p>
<p>Network Marketing Firmaları:<br />
İyi ve kaliteli Network Marketing firmaları başarılı olmasanız dahi sizi desteklemeye ve kendinizi geliştirmeniz için size destek olmaya devam ederler. Ancak dünyadaki diğer bütün firmalar size belli bir zaman verirler ki; bu en fazla 6 ay veya bilemediniz 1 senedir, eğer bu zaman zarfında başarılı olamazsanız işinizi kaybedersiniz yani kovulursunuz. Network marketing dünyasında firmalar kişilerin gelişimi için eğitim programları ve başarı- kariyer günleri düzenlerler ve herkese başarılı olması için imkan tanırlar. Bu firmalar her zaman en tepeye çıkmanız için size fırsat ve imkan tanırlar.</p>
<p><strong>Sistemin Kaldıraç Kuvveti:</strong><br />
Bu sistem denenmiş ve kanıtlanmış, sağlam zemine oturtulmuş ve yıllardır da başarı ile uygulanmaktadır. Yapacağınız şey, yeniden bir sistem kurmaya çalışmak değil, halihazırda kullanılan sistem ve uygulamaları kopyalamak ve kendi işinizi bu doğrultuda oluşturmaktır.</p>
<p>SONUÇ</p>
<p>Olayları detaylı olarak inceleyip network marketing sisteminin insanları sunduğu fırsatları daha net görmeye başladığımda bu endüstrinin hayatını değiştirmek isteyen kişilere eşsiz fırsatlar sunduğunu fark ettim. En önemlisinin de genellikle network marketing işine başlamanın ve kendi network marketing işinizi kurmanın oldukça düşük bütçeli ve masrafsız olduğunu keşfetmiş olmamdır.</p>
<p>DONALD TRUMP’IN TAVSİYELERİ</p>
<p>NEDEN NETWORK MARKETİNG</p>
<p>Hayatta başarılı olmak için kullanılabilecek değişik araçlar vardır. Pazarlama oldukça güçlü bir araçtır ve network marketing de bu gücü arttırabilir. Ancak kendinizi motive edebilmeniz şartıyla. Firmalar ürün ve hizmet pazarlamak amacıyla son derece pahalı çoğu zamanda etkisiz reklam ve pazarlama çalışmaları içerisine girerler. Network Marketing ise oldukça basit ve bir o kadar da büyük bir iştir. Ancak sürekli iç motivasyonunuzu en üst seviyede tutmaya çalışmalı ve momentumunuzu sürekli yukarıya doğru çıkarmaya çalışmalısınız. Bunun için girişimci bir ruha, gerekli sabır ve başarılı olmak için de içinizde gerekli isteğe sahip olmanız yeterli olacaktır. Yüksek kişisel motivasyonu ve kendi kendin motive etme yeteneği olmayan kişilere Network Marketingi tavsiye etmem. Network marketing için önemli olan diğer bir noktada bu işi yapacak kişilerin sosyal iletişimi kuvvetli, sosyalleşmeyi seven kişiler olmasıdır. Ancak bu noktada şunu da belirtmekte yarar var insanoğlu sosyal bir varlıktır ve sosyalleşme de gereklidir.</p>
<p>Bu tıpkı vasat ve istikrarsız bir ürün için son derece etkili ve fantastik bir reklam çalışması yapmaya benzemektedir. Şunu aklınızdan çıkarmayın, eğer bir network marketing işine başlayacaksanız; firmanız, ürünleriniz ve iş fırsatları hakkında çok iyi bilgi sahibi olmanız gerekecektir bu sizin temel işiniz ve sermayeniz olacaktır. Her şeyden önce ürünlerin size ve enerjinize değer katması gerekmektedir. Yoksa enerjinizi boşa savurmuş olacaksınız. Robert Kiyosaki oldukça güzel bir şekilde network marketing işinin kişilerin rahatlığı ve yaşam standartlarının daha üst seviyelere gelmesi için network marketing işinin ideal olduğunu çok iyi özetlemektedir. Ayrıca kendinize yeterli zaman ayırmanız için de çok iyi tavsiyelerde bulunmaktadır ve oldukça güzel bir noktaya değinmektedir. Ben de liderliğin başarılı olma konusunda en önemli kriterlerden bir olduğunu düşünmekteyim. Siz de kesinlikle bu tutumu geliştirmeli ve bu konuda kendinize fırsatlar yaratmalısınız…</p>
<p>Önemli noktalardan bir de bu işe başlamadan önce bu işle ilgili olarak ne yapmanız gerektiği konusunda iyi bir araştırma yapmalı ve öğrenmeniz gereken her şeyi öğrenmelisiniz. Network Marketing iyi bir gelir ve boş zaman isteyen kişiler için uygun bir iş olduğunu kanıtlamıştır. Başarı için birkaç dikkat çekici nokta vardır. O da doğru ve sıkı çalışma ile birlikte doğru ürünlerin kombinasyonudur ki bu size çabalarınız doğrultusunda başarıyı ve başarınızla birlikte kazancı getirecektir. Elbette her şey para kazanma ve başarılı olmakla ilgili değildir. Maddi ve manevi birçok konu olmasına rağmen burada değindiğimiz şey başarının bir sır olmadığı ve özellikle network marketing ile bunun mümkün olabileceğidir.</p>
<p>Birçok insan araştırma şirketlerinde kullanılan bir tür reklam ve araştırma metodu olan Focus Gruplarla ilgili bir şeyler duymuştur. Bu firmalarda focus gruplara piyasaya yeni çıkmış veya araştırma konusu olan ürünle ilgili sorular sorulur ve bu ürünlerden hoşlanıp hoşlanmadıkları nedenleri ile birlikte araştırılır. Bu araştırmaları araştırdığınızda oldukça çarpıcı ve bir o kadar da basit bir şeyle karşılaşırsınız. Ürün aynı olmakla birlikte bazı insanlar bu üründen hoşlanırken bazıları hoşlanmadığını belirtmektedir. Bu da sizin hoşlandığınız bir şeyin herkesin hoşlanacağı bir şey anlamına gelmeyeceğini bize kanıtlamaktadır.</p>
<p>Son olarak network marketing ile ilgili olarak tavsiye edeceğim şey; ürünlerinizle ilgili gerekli araştırmayı yapar ve çok iyi öğrenir, ayrıca gerekli gayreti gösterirseniz ciddi avantajlar elde edeceğinizi bilmenizi isterim…</p>
<p>Bu yazı <a href="http://www.askinyildiz.com/hangi-secenek-sizin-icin-uygun/">Hangi seçenek sizin için uygun?</a> Aşkın Yıldız tarafından yazılmış olup: <a href="http://www.askinyildiz.com">Aşkın Yıldız'ın Kişisel Bloğunda</a> yayınlanmıştır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.askinyildiz.com/hangi-secenek-sizin-icin-uygun/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Refah Nedir?</title>
		<link>http://www.askinyildiz.com/refah-nedir/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=refah-nedir</link>
		<comments>http://www.askinyildiz.com/refah-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 02 May 2010 15:35:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Başarı]]></category>
		<category><![CDATA[Pazarlama]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.askinyildiz.com/?p=116</guid>
		<description><![CDATA[Refah içinde olmak için bildiğimiz, duyduğumuz çeşitli yollar olmakla beraber, özgür olabilmek için ancak iş sahibi ya da yatırımcı olunması gerektiğini de biliriz. Bugünün iş dünyasında, bir işten öte zengin olmanın en güçlü yolu olarak bilinen bir alandır Network Marketing. Bugün dünyada milyonlarca kişiye finansal özgürlüğe kavuşmaları, kendi yaşantılarını ve mali geleceklerini denetim altına almaları [...]<p>Bu yazı <a href="http://www.askinyildiz.com/refah-nedir/">Refah Nedir?</a> Aşkın Yıldız tarafından yazılmış olup: <a href="http://www.askinyildiz.com">Aşkın Yıldız'ın Kişisel Bloğunda</a> yayınlanmıştır.</p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Refah içinde olmak için bildiğimiz, duyduğumuz çeşitli yollar olmakla beraber, özgür olabilmek için ancak iş sahibi ya da yatırımcı olunması gerektiğini de biliriz.</p>
<p><span id="more-116"></span><br />
<a href="http://www.askinyildiz.com/wp-content/uploads/2009/11/cash-flow.jpg"></a><a href="http://www.askinyildiz.com/wp-content/uploads/2009/11/cash-flow.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-118" title="cash-flow" src="http://www.askinyildiz.com/wp-content/uploads/2009/11/cash-flow-300x211.jpg" alt="cash-flow" width="300" height="211" /></a></p>
<p>Bugünün iş dünyasında, bir işten öte zengin olmanın en güçlü yolu olarak bilinen bir alandır Network Marketing. Bugün dünyada milyonlarca kişiye finansal özgürlüğe kavuşmaları, kendi yaşantılarını ve mali geleceklerini denetim altına almaları imkânını sunan bir fırsattır bu alan. Dünyada en güçlü ticari form olarak 60 yılı aşkın sürelik geçmişiyle yeni dünya ekonomisinde sarsılmaz temellere sahip Network alanı. Bu endüstri bugün dünya çapında dev adımlarla büyümekte. Bildiğimiz, alışık olduğumuz klasik iş yaşantısının ve döngüsünün tersine dünyada patlamada olan bu endüstri, yeni iş anlayışı olarak çok güçlü bir atılım.</p>
<p>Bugüne dek sayılı şanslı birkaç kişiye kısmet olmuş zenginliğin, artık dileyen herkes tarafından paylaşılmasına olanak sağlıyor. İş hayatının aksine bireye çok fazla imkân sunan ama gözle görülmeyen bir alan. Bu alanı ancak zihnimizi açıp görebiliriz. Bunu görmek ve iş dünyasında Network Marketing’i seçmek için şu an tam zamanı.</p>
<p>Neden mi? Dünya ekonomisinde artık her şey çok hızlı değişiyor. Sanayi çağının kapandığı ve bilgi çağına girdiğimiz bir dönemde dünyamız. İşte tam bu değişim sürecinde oluşumu hızlanan Networking şirketleri tam anlamıyla bilgi çağının ürünü yapılardır. Çünkü Network Marketing‘de ne arazi, ne fabrika, ne de çalışanlarla değil, yalnızca bilgiyle ve insanla işler.</p>
<p>Servet edinmek için çok yeni, ilerici ve en demokratik yoludur. Dileyen, kararlı ve dayanıklı olan herkesin girebileceği bir alandır. Sizin hangi okuldan mezun olduğunuza, bugün kaç para kazandığınıza, cinsiyetinize bakmaz. Bu alanın ilgilendiği sizin öğrenmeye, değişime, büyümeye ne kadar istekli olduğunuzdur.</p>
<p>Temelinde insan olan ve insanın kendisine yatırım yapması için güzel bir başlangıç noktasıdır bu iş alanı. Eğer sabırlı olmayı ve bildiklerinizi uygulamaya devam ederseniz, Network iş alanı size arka çıkmaya devam eder. Asla sizi yarı yolda bırakmaz. Fırsat eşitliği sunar.</p>
<p>Siz zamanınızı ve enerjinizi ayırırsanız bu alanda sizi destekleyenler her zaman olacaktır. Bu yönlerinden dolayı bu alan başkalarına yardım etmeyi seven insanlar için doğru bir alandır. Buradaki eğitmenler ve liderler yardım edip bildiklerini öğretip daha iyisini yapmanız için hep yanınızdadır. Siz öğrenene kadar liderler size sabırla destek olurlar. Network Marketing insana sınırsız bir eğitim ve kendini geliştirme süreci sunar. Bunu yaparken de sizinle aynı istekle, hedefe koşan birçok insanla tanışmanızı ve güçlü dostluklar geliştirmenizi sağlar.</p>
<p>İnsan olarak hepimizin içinde bazı değerler vardır.</p>
<p>Hepimizin içinde fakir, orta sınıf ve zengin insan vardır.</p>
<p>Hangisini ortaya çıkartacağımıza kendimiz karar veririz.</p>
<p>Ve bu karar noktasında Network Marketing insanın zengin yanını ortaya çıkartması için gerekli bütün niteliklere sahip bir iş alanıdır.</p>
<p>Bütün bu sunduğu imkânlarla, sıradan insanların sıra dışı hayatlar ve hayalleri elde etmesine yardımcı olan Network Marketing çağımız ekonomisinde büyük bir itici güç olmaya sürekli artan bir oranda devam etmektedir.</p>
<p>İnsanlara yardım etmeyi isteyen insanlar, bu yeni iş alanı sayesinde daha çok kişiye yardım etme gücüne sahip olma olanağı buluyorlar. Eğer sizde olabildiğince çok kişinin mali hedeflerine ulaşmasına yardımcı olmayı gerçekten istiyorsanız, Network iş alanını daha yakından, verileriyle incelemeye zaman ayırmalısınız. İçinizdeki zengin kişinin ortaya çıkma vakti geldiyse elbet.</p>
<p>Unutmayın;</p>
<p>Refah = Sağlık, İç Huzur, Zaman ve Para Dengesidir.<br />
Robert Kiyosaki &#8211; Ekonomist, Yazar</p>
<p>Bu yazı <a href="http://www.askinyildiz.com/refah-nedir/">Refah Nedir?</a> Aşkın Yıldız tarafından yazılmış olup: <a href="http://www.askinyildiz.com">Aşkın Yıldız'ın Kişisel Bloğunda</a> yayınlanmıştır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.askinyildiz.com/refah-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Pasif Gelir</title>
		<link>http://www.askinyildiz.com/pasif-gelir/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=pasif-gelir</link>
		<comments>http://www.askinyildiz.com/pasif-gelir/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 12 Apr 2010 07:47:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Başarı]]></category>
		<category><![CDATA[Pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya Pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[Ek gelir]]></category>
		<category><![CDATA[fırsat]]></category>
		<category><![CDATA[pasif gelir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.askinyildiz.com/?p=186</guid>
		<description><![CDATA[Şu anda yaptıklarınızı yapmaya devam ederseniz, geleceğinizin nasıl olacağını düşünüyorsunuz ? Emeklilik yaşınıza kaç yıl var? Şu anda çocuklarınız var mı? (Yada kaç çocuk sahibi olmayı planlıyorsunuz?) Çocuklarınızın, yüksek öğrenim almasını istiyor musunuz? Eğer istiyorsanız, bu konuda maddi ve manevi bir hazırlık içerisinde misiniz? Çocuklarınızın ilk düğününün kaç yıl sonra olacağını düşünüyorsunuz? Diğer çocuklarınızın düğünleri [...]<p>Bu yazı <a href="http://www.askinyildiz.com/pasif-gelir/">Pasif Gelir</a> Aşkın Yıldız tarafından yazılmış olup: <a href="http://www.askinyildiz.com">Aşkın Yıldız'ın Kişisel Bloğunda</a> yayınlanmıştır.</p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Şu anda yaptıklarınızı  yapmaya devam ederseniz,  geleceğinizin nasıl olacağını düşünüyorsunuz ?</strong></p>
<p>Emeklilik yaşınıza kaç yıl var?<br />
Şu anda çocuklarınız var mı? (Yada kaç çocuk sahibi olmayı   planlıyorsunuz?)<br />
Çocuklarınızın, yüksek öğrenim almasını istiyor musunuz? Eğer   istiyorsanız, bu konuda maddi ve manevi bir hazırlık içerisinde misiniz?</p>
<p><span id="more-186"></span> Çocuklarınızın ilk düğününün kaç yıl sonra olacağını düşünüyorsunuz?<br />
Diğer çocuklarınızın düğünleri kaç yıl aralıklar ile yapılacak?<br />
Bir düğün için ne kadarlık bir bütçe ayırabileceksiniz? Kaç düğün   yapacaksınız ve toplam maliyeti ne olacak?<br />
<em><strong>Bu gün hali hazırda  yaptıklarınızı yapmaya devam ederseniz,  10 yıl, 15 yıl, 20 yıl  sonranızın nasıl olacağını düşünüyorsunuz?</strong></em><strong><em><br />
</em></strong>Ailenize ve çocuklarınıza ayırdığınız zamanı yeterli   buluyor musunuz? İlişkinizi bu şekilde sürdürürseniz geleceğin resmi   mutluluk mu yoksa hüsran mı gözüküyor? Bu şekilde devam ederse elbetteki   iyi olmaz ama önümüzdeki ay, yıl yada birkaç yıla kadar düzelecek   tarzında bir erteleme ile kendinizi kandırmayınız. Birşeylerin düzelmesi   gerekiyorsa hemen şimdi başlamalısınız. Sandalınızı akıntıya bir   kaptırırsanız geri dönüşünüz çok zor olabilir.</p>
<p>Bu yazı <a href="http://www.askinyildiz.com/pasif-gelir/">Pasif Gelir</a> Aşkın Yıldız tarafından yazılmış olup: <a href="http://www.askinyildiz.com">Aşkın Yıldız'ın Kişisel Bloğunda</a> yayınlanmıştır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.askinyildiz.com/pasif-gelir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Geleceğe bir göz atabilmek için ne kadar öderdiniz.</title>
		<link>http://www.askinyildiz.com/gelecege-bir-goz-atabilmek-icin-ne-kadar-oderdiniz/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=gelecege-bir-goz-atabilmek-icin-ne-kadar-oderdiniz</link>
		<comments>http://www.askinyildiz.com/gelecege-bir-goz-atabilmek-icin-ne-kadar-oderdiniz/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 25 Jan 2010 13:12:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Pazarlama]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.askinyildiz.com/?p=154</guid>
		<description><![CDATA[Her şeyden önemlisi geleceği görseydiniz bundan faydalanır mıydınız? Yoksa bu kaçırılmış bir başka fırsat mı olurdu? Keşke satsaydım denilen hisse Keşke alsaydım denilen arsa Keşke kullansaydım denilen fırsat Önünüze kaç fırsat daha çıkacak? Bu önünüze çıkan son fırsat olabilir. Dikkatinizi verin Her 10 yılda ortaya büyük bir yenilik çıkar 70’lerde mikrodalga 80’lerde video 90’larda bilgisayar [...]<p>Bu yazı <a href="http://www.askinyildiz.com/gelecege-bir-goz-atabilmek-icin-ne-kadar-oderdiniz/">Geleceğe bir göz atabilmek için ne kadar öderdiniz.</a> Aşkın Yıldız tarafından yazılmış olup: <a href="http://www.askinyildiz.com">Aşkın Yıldız'ın Kişisel Bloğunda</a> yayınlanmıştır.</p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-medium wp-image-155" title="21yy ekonomisi" src="http://www.askinyildiz.com/wp-content/uploads/2010/01/trends_chart_px_lg-300x234.jpg" alt="" width="300" height="234" /></p>
<p>Her şeyden önemlisi geleceği görseydiniz bundan faydalanır mıydınız?</p>
<p>Yoksa bu kaçırılmış bir başka fırsat mı olurdu?</p>
<ul>
<li>Keşke satsaydım denilen hisse</li>
<li>Keşke alsaydım denilen arsa</li>
<li>Keşke kullansaydım denilen fırsat</li>
</ul>
<p><strong>Önünüze kaç fırsat daha çıkacak?</strong></p>
<p><strong><span id="more-154"></span><br />
</strong></p>
<p><strong>Bu önünüze çıkan son fırsat olabilir.</strong></p>
<p><strong>Dikkatinizi verin</strong></p>
<p><strong>Her 10 yılda ortaya büyük bir yenilik çıkar</strong></p>
<ul>
<li>70’lerde mikrodalga</li>
<li>80’lerde video</li>
<li>90’larda bilgisayar ve internet</li>
<li>80’lerde doğru yerde olanlar milyoner</li>
<li>90’larda doğru yerde olanlar milyarder oldu</li>
</ul>
<p><strong>Gelecek birkaç yılda ne olmasını bekliyorsunuz?</strong></p>
<ul>
<li>Ünlü      ekonomist Paul Zane Pilzer. En çok satanlar listesindeki “Bir Sonraki      Trilyon” adlı kitabında “2010 itibari ile ABD ekonomisinde,  ek 1 trilyon doların sağlıklı insanlara.      Kendilerini daha iyi hissetmelerini, daha iyi görünmesini, yaşlanma      etkilerini gidermesini veya sağlıklı bedenleri ile kendilerini      hastalıklardan korumalarını sağlayacak ürünler sunan Wellness endüstrisine      adanacağını” söylüyor.</li>
</ul>
<p>Düşünün. Wellness sektörü satışı 20 sene önce neredeyse hiç yoktu</p>
<p>Bugün ise nerdeyse yılda 200 milyar dolar satış yapıyor.</p>
<p>ABD’de yılda bunun yalnızca yarısı arabalara harcanıyor</p>
<p>Bu gün yılda yaklaşık 200 milyar dolar</p>
<p>2010 yılında 1 trilyon dolar</p>
<p>Bu yılda 1000 milyar dolar demek</p>
<p>Matematik ile arası iyi olmayanlar için bu %500 artış demek</p>
<ul>
<li>Böyle bir artış nasıl mümkün olabilir?</li>
<li>Böyle bir büyüme nasıl öngörülebilir?</li>
</ul>
<p><strong>İki kelime: baby boomer’lar </strong></p>
<p>20 yıldır onları duyuyorsunuz</p>
<p>ABD ekonomisini 20 yıldır onlar yönlendiriyor</p>
<p><strong>Kimdir baby boomer’lar?</strong></p>
<ul>
<li>Günümüzde 37-55 yaşları arasındaki nesil,</li>
<li>En yüksek kazanç yıllarındalar</li>
<li>Daha çok paraya ve satın alma gücüne sahipler</li>
<li>Ev, araba, bilgisayar, internet…</li>
<li>Kısacası sahip oldukları şeyler ile 10 trilyon dolarlık  ABD ekonomisinin yarısını teşkil ediyorlar.</li>
<li>Nüfusun yalnızca %30ûnu teşkil etmelerine rağmen  GSMH’nın %50’sini oluşturuyorlar</li>
</ul>
<p>Daha da önemlisi yakında bu harcamalarına, onlar için; araba, ev, bilgisayardan da daha önemli olan, gençlikleri adına yılda 1 trilyon dolar daha eklemek üzereler.</p>
<ul>
<li>Gençlik</li>
<li>Yaşlanmayı      erteleme</li>
<li>Sağlık</li>
</ul>
<p><strong>WELLNESS</strong></p>
<ul>
<li>Bir      sonraki çığır</li>
<li>ABD’li      baby boomer’lar gelecek 10 yıl içinde wellness adına harcamalarını 200      milyar dolardan,</li>
<li>1      trilyon dolara çıkaracaklar</li>
</ul>
<p><strong>Bir trilyon dolar</strong></p>
<ul>
<li>Bu      her gün 2.7 milyar dolar</li>
<li>Her      saat 114 milyon dolar</li>
<li>Ve      her dakika 1.9 milyon dolar demek</li>
</ul>
<p><span style="text-decoration: underline;">Görebilen ve anlayanlar için kaçırılmaz fırsat</span></p>
<p><span style="text-decoration: underline;"> </span></p>
<p><span style="text-decoration: underline;"> </span></p>
<p><span style="text-decoration: underline;"> </span></p>
<p><strong>Nasıl katılabilirsiniz?</strong></p>
<p><span style="text-decoration: underline;">4 seçeneğiniz var:</span></p>
<p>1- Pratisyen olarak</p>
<p>2- İmalatçı olarak</p>
<p>3- Perakendeci olarak</p>
<p>4- veya bir dağıtıcı (distribütör) olarak</p>
<ul>
<li>Doktor,      masör gibi pratisyenler gelecek birkaç yılda bir servet kazanacaklar. Tabi      okul masraflarını ödeyebilir, sigorta şirketlerinin önüne geçebilirlerse,      zamanı para ile değiştirebilirlerse!</li>
<li>İmalat      da harika bir iş, tabi eğer patent, teknoloji, araştırma ve nakliye için      milyonlarca dolar yatırabiliyorsanız.</li>
<li>Perakendecilik?</li>
</ul>
<p>Tabi harika bir fırsat eğer zincir mağaza komisyonlarını, haftada 7 gün çalışmayı, reklam, stok, eleman sorunlarını aşabiliyorsanız.</p>
<ul>
<li>Dağıtım?</li>
</ul>
<p>Son 30 senedir en büyük servetleri, bir şeyleri daha iyi üretme yollarını değil, daha iyi dağıtım yollarını bulan kişiler yapmıştır.</p>
<p><strong>Sam Walton’un Wal-Mart’ı.</strong></p>
<p><strong>Fred Smith’in Fedaral Express’i.</strong></p>
<p><strong>Jeff Bezos’un Amazon.com’u </strong></p>
<p><span style="text-decoration: underline;">Ortak noktaları dağıtıcı olmaları</span></p>
<ul>
<li>Onlar müşterilerin istediklerini bildikleri ürünleri daha iyi dağıtmanın yolunu nerden buldular</li>
<li>21. yüzyılın YENİ milyarderleri servetlerini, tüketicileri yeni ürünler ve dağıtım kanalları hakkında eğiterek yapıyorlar.</li>
</ul>
<p><strong>Biz buna düşünce hızında iş diyoruz</strong></p>
<ul>
<li>Daha      iyi ürünler</li>
<li>Daha      iyi dağıtım</li>
<li>Daha      iyi fırsat</li>
</ul>
<p><strong>Neden?</strong></p>
<ul>
<li>Harcayacak      1 milyar doları olan 78 milyon baby boomer durdurulamaz</li>
<li>Onlar      yollarda kay kay yapmak, spor araba kullanmak istiyorlar</li>
<li>Yaşlanmak      istemiyorlar</li>
<li>Canlı,      genç, sağlıklı  kalmak için      neredeyse her şeyi harcamaya hazırlar</li>
</ul>
<p>Gelecek 10 yılda ABD’li baby boomer’lar wellness harcamalarını yaklaşık 200 milyar dolardan;</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">1 milyar dolar’a çıkaracaklar.</span></strong></p>
<p><strong>Siz hazır olacak mısınız?</strong></p>
<ul>
<li>Size      bu sunumu anlatan dostunuz, size başarısı kanıtlanmış bir dağıtım modeli      sunabilir.</li>
<li>Evinizden,      büyük bir sermaye gerektirmeden, bir iş sahibinin klasik iş sıkıntıları      olmadan, eleman çalıştırmanızı gerektirmeyen bir model sunabilir.</li>
<li>Boş      vaktinizde size ayda birkaç yüz dolardan</li>
<li>Birkaç      bin dolara kadar gelir sağlayabilecek bir iş.</li>
<li>Evden      çalışmanın sunduğu vergi avantajlarından faydalanabilirsiniz.</li>
</ul>
<p>Düşünün 1982’de Bill Gates kişisel bilgisayarların kullanımında patlama olacağı inancıyla yatırımcı arıyordu</p>
<p><strong>Bu sefer siz ne yapacaksınız?</strong></p>
<ul>
<li>Sam Walton Wal-Mart’ı 44      yaşında kurdu ve 61 yaşında dünyanın en zengin adamı oldu</li>
</ul>
<p><strong>Sizin bahaneniz ne?</strong></p>
<ul>
<li>Bir      şey kesin. Bu sunumu biraz dikkatle izlediyseniz.</li>
<li>Bunu      bilmiyordum diyemezsiniz</li>
</ul>
<p>Çocuklarınız, torunlarınız size 2000 yılının getirdiği refahı sorduğunda ne diyeceksiniz?</p>
<p>Onlara bu fırsatı nasıl değerlendirdiğinizi mi anlatacaksınız?</p>
<p>Yoksa neden fırsatı kaçırdığınızı mı anlatacaksınız?</p>
<p><strong>İstatistikler gerçek</strong></p>
<p><strong>Eğilimler gerçek</strong></p>
<p><strong>Zamanlama gerçek</strong></p>
<p><strong>Önünüze daha kaç fırsat çıkacak?</strong></p>
<p><strong>Ne olursa olsun, bu fırsatı kaçırmayın</strong></p>
<p>Bu yazı <a href="http://www.askinyildiz.com/gelecege-bir-goz-atabilmek-icin-ne-kadar-oderdiniz/">Geleceğe bir göz atabilmek için ne kadar öderdiniz.</a> Aşkın Yıldız tarafından yazılmış olup: <a href="http://www.askinyildiz.com">Aşkın Yıldız'ın Kişisel Bloğunda</a> yayınlanmıştır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.askinyildiz.com/gelecege-bir-goz-atabilmek-icin-ne-kadar-oderdiniz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
<!-- This Quick Cache file was built for (  www.askinyildiz.com/pazarlama/feed/ ) in 0.54770 seconds, on Feb 6th, 2012 at 4:30 pm UTC. -->
<!-- This Quick Cache file will automatically expire ( and be re-built automatically ) on Feb 6th, 2012 at 5:30 pm UTC -->
